blinding kelimesinin Türkçe anlamı
blinding İngilizce'de ne anlama geliyor? Lingoland ile bu kelimenin anlamını, telaffuzunu ve özel kullanımını keşfedin
blinding
US /ˈblaɪn.dɪŋ/
UK /ˈblaɪn.dɪŋ/
Sıfat
1.
göz kamaştırıcı
extremely bright, making it difficult to see
Örnek:
•
The sun was blinding as it reflected off the snow.
Güneş kardan yansırken göz kamaştırıcıydı.
•
The car's headlights were blinding me.
Arabanın farları beni kör ediyordu.
2.
göz kamaştırıcı, büyük
used to emphasize a quality, especially a bad one
Örnek:
•
It was a blinding display of arrogance.
Bu, göz kamaştırıcı bir kibir gösterisiydi.
•
He made a blinding error in judgment.
Yargılamada büyük bir hata yaptı.