balances kelimesinin Türkçe anlamı

balances İngilizce'de ne anlama geliyor? Lingoland ile bu kelimenin anlamını, telaffuzunu ve özel kullanımını keşfedin

balances

US /ˈbæl.ənsɪz/
UK /ˈbæl.ən.sɪz/

İsim

1.

denge, muvazene

a state where opposing forces or influences are equal

Örnek:
The company needs to maintain a healthy balance between spending and saving.
Şirket, harcama ve tasarruf arasında sağlıklı bir denge kurmalıdır.
She struggled to find a balance between her career and family life.
Kariyeri ve aile hayatı arasında bir denge bulmakta zorlandı.
2.

bakiye

the amount of money in a bank account

Örnek:
I need to check my account balance.
Hesap bakiyemi kontrol etmem gerekiyor.
The current balance on your credit card is $500.
Kredi kartınızdaki mevcut bakiye 500 dolardır.

Fiil

1.

dengelemek, dengede durmak

to keep steady and not fall over

Örnek:
She tried to balance the book on her head.
Kitabı kafasında dengelemeye çalıştı.
It's hard to balance on one leg.
Tek bacak üzerinde denge kurmak zordur.
2.

dengelemek, uyum sağlamak

to make sure that different things are treated equally or given the correct amount of attention

Örnek:
You need to balance your diet with plenty of fruits and vegetables.
Diyetinizi bol miktarda meyve ve sebzeyle dengelemeniz gerekir.
The government is trying to balance the budget.
Hükümet bütçeyi dengelemeye çalışıyor.