bagged kelimesinin Türkçe anlamı
bagged İngilizce'de ne anlama geliyor? Lingoland ile bu kelimenin anlamını, telaffuzunu ve özel kullanımını keşfedin
bagged
US /bæɡd/
UK /bæɡd/
Sıfat
şiş, torbalanmış
having bags under the eyes, typically as a result of tiredness or old age
Örnek:
•
After a sleepless night, her eyes were dark and bagged.
Uykusuz bir gecenin ardından gözleri koyu ve şişmişti.
•
His face looked tired and his eyes were bagged.
Yüzü yorgun görünüyordu ve gözleri şişmişti.
Fiil
1.
poşetlemek, çantaya koymak
put (something) into a bag
Örnek:
•
She bagged the groceries and headed for the exit.
Market alışverişini poşetledi ve çıkışa yöneldi.
•
The clerk quickly bagged the items for the customer.
Tezgahtar, müşterinin eşyalarını hızla poşetledi.
2.
yakalamak, avlamak
succeed in catching or killing (an animal)
Örnek:
•
The hunter proudly displayed the deer he had bagged.
Avcı, avladığı geyiği gururla sergiledi.
•
They managed to bag a rare species of fish during their expedition.
Keşif gezileri sırasında nadir bir balık türünü yakalamayı başardılar.
3.
kapmak, kazanmak
secure (something) for oneself
Örnek:
•
He bagged the last ticket to the concert.
Konserin son biletini kaptı.
•
Our team bagged the championship trophy this year.
Takımımız bu yıl şampiyonluk kupasını kazandı.
İlgili Kelime: