Avatar of Vocabulary Set Kitap ciltleme

Edebiyat İçinde Kitap ciltleme Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste

'Edebiyat' içinde 'Kitap ciltleme' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...

Bu kelime setini Lingoland'da öğren

Şimdi Öğren

comb binding

/koʊm ˈbaɪn.dɪŋ/

(noun) tarak ciltleme, plastik spiral ciltleme

Örnek:

The report was finished with a professional comb binding.
Rapor profesyonel bir tarak ciltleme ile tamamlandı.

octavo

/ɑːkˈteɪ.voʊ/

(noun) oktavo, sekizli cilt;

(adjective) oktavo

Örnek:

The rare book was a small octavo edition.
Nadir kitap küçük bir oktavo baskısıydı.

digest

/daɪˈdʒest/

(verb) sindirmek, anlamak;

(noun) özet, derleme

Örnek:

It takes time for the body to digest food properly.
Vücudun yiyecekleri düzgün bir şekilde sindirmesi zaman alır.

flap

/flæp/

(noun) kapak, kanat, telaş;

(verb) çırpmak, dalgalanmak, çırpınmak

Örnek:

He lifted the tent flap and peered inside.
Çadırın kapağını kaldırdı ve içeri baktı.

folio

/ˈfoʊ.li.oʊ/

(noun) folio, sayfa, büyük boy kitap

Örnek:

The ancient manuscript had several missing folios.
Antik el yazmasında birkaç eksik folio vardı.

gathering

/ˈɡæð.ɚ.ɪŋ/

(noun) toplantı, buluşma, toplama

Örnek:

The family had a small gathering for the holidays.
Aile tatiller için küçük bir toplantı yaptı.

gutter

/ˈɡʌt̬.ɚ/

(noun) oluk, su oluğu, kanal;

(verb) damlamak, titremek

Örnek:

The leaves clogged the gutter, causing water to overflow.
Yapraklar oluğu tıkadı, su taştı.

head

/hed/

(noun) baş, başkan, lider;

(verb) gitmek, yönelmek, yönetmek;

(adjective) baş, ön

Örnek:

She nodded her head in agreement.
Onaylayarak başını salladı.

perfect binding

/ˈpɝː.fɪkt ˌbaɪn.dɪŋ/

(noun) mükemmel ciltleme, sırt tutkallama

Örnek:

Most paperback books use perfect binding.
Çoğu ciltsiz kitap mükemmel ciltleme kullanır.

pocket-size

/ˈpɑː.kɪt.saɪz/

(adjective) cep boyutunda, küçük

Örnek:

He carried a pocket-size notebook everywhere he went.
Gittiği her yere cep boyutunda bir not defteri taşırdı.

quarto

/ˈkwɔːr.toʊ/

(noun) dörtlü, dörtlü kitap

Örnek:

The rare first edition was a small quarto.
Nadir ilk baskı küçük bir dörtlü idi.

quire

/ˈkwaɪ.ɚ/

(noun) deste, kağıt destesi

Örnek:

He bought a quire of fine parchment for his calligraphy.
Kaligrafisi için bir deste ince parşömen aldı.

section

/ˈsek.ʃən/

(noun) bölüm, kısım, grup;

(verb) bölmek, ayırmak

Örnek:

The book has a large section on local history.
Kitapta yerel tarihle ilgili geniş bir bölüm var.

signature

/ˈsɪɡ.nə.tʃɚ/

(noun) imza, ayırt edici özellik, alametifarikası

Örnek:

Please put your signature at the bottom of the form.
Lütfen formun altına imzanızı atın.

spine

/spaɪn/

(noun) omurga, belkemiği, kitap sırtı

Örnek:

He injured his spine in a fall.
Düşerken omurgasını incitti.

trimming

/ˈtrɪm.ɪŋ/

(noun) süsleme, kenar süsü, garnitür

Örnek:

The dress had a beautiful lace trimming.
Elbisenin güzel bir dantel süsü vardı.

verso

/ˈvɝː.soʊ/

(noun) arka yüz, verso

Örnek:

The artist signed their name on the verso of the print.
Sanatçı adını baskının arka yüzüne imzaladı.

recto

/ˈrek.toʊ/

(noun) sağ sayfa, ön yüz

Örnek:

The illustration was placed on the recto of the page.
İllüstrasyon sayfanın sağ tarafına yerleştirildi.
Bu kelime setini Lingoland'da öğren