Avatar of Vocabulary Set Film Endüstrisi

Sinema ve Tiyatro İçinde Film Endüstrisi Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste

'Sinema ve Tiyatro' içinde 'Film Endüstrisi' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...

Bu kelime setini Lingoland'da öğren

Şimdi Öğren

the big screen

/ðə bɪɡ skriːn/

(phrase) büyük ekran, sinema

Örnek:

Many actors dream of making it on the big screen.
Birçok oyuncu büyük ekranda başarılı olmayı hayal eder.

Bollywood

/ˈbɑː.li.wʊd/

(noun) Bollywood

Örnek:

She dreams of becoming a star in Bollywood.
Bollywood'da yıldız olmayı hayal ediyor.

hollywood

/ˈhɑː.li.wʊd/

(noun) Hollywood, Amerikan film endüstrisi

Örnek:

Many aspiring actors move to Hollywood to pursue their dreams.
Birçok hevesli oyuncu hayallerini gerçekleştirmek için Hollywood'a taşınır.

Academy Award

/əˈkæd.ə.mi əˈwɔːrd/

(noun) Akademi Ödülü, Oscar

Örnek:

She won an Academy Award for Best Actress.
En İyi Kadın Oyuncu dalında Akademi Ödülü kazandı.

cinema verite

/ˌsɪn.ə.mə veˈriː.teɪ/

(noun) sinema verite, gerçekçi sinema

Örnek:

The director employed cinema verite techniques to capture the raw emotions of the subjects.
Yönetmen, deneklerin ham duygularını yakalamak için sinema verite tekniklerini kullandı.

Nollywood

/ˈnɑːl.i.wʊd/

(noun) Nollywood, Nijerya film endüstrisi

Örnek:

Nollywood has become a major cultural force in Africa and beyond.
Nollywood, Afrika'da ve ötesinde önemli bir kültürel güç haline geldi.

red carpet

/ˌred ˈkɑːr.pɪt/

(noun) kırmızı halı, özel muamele, kırmızı halı karşılama

Örnek:

The celebrities walked down the red carpet at the awards show.
Ünlüler ödül töreninde kırmızı halıda yürüdüler.

blockbuster

/ˈblɑːkˌbʌs.tɚ/

(noun) gişe rekortmeni, büyük başarı, çok satan

Örnek:

The new superhero movie is expected to be a summer blockbuster.
Yeni süper kahraman filminin yaz gişe rekortmeni olması bekleniyor.

box office

/ˈbɑːks ˌɔː.fɪs/

(noun) gişe, bilet gişesi, hasılat

Örnek:

I bought my tickets at the box office.
Biletlerimi gişeden aldım.

the silver screen

/ðə ˌsɪl.vɚ ˈskriːn/

(phrase) beyaz perde, sinema

Örnek:

Many classic novels have been adapted for the silver screen.
Birçok klasik roman beyaz perdeye uyarlandı.

feature film

/ˈfiːtʃər fɪlm/

(noun) uzun metrajlı film, sinema filmi

Örnek:

The director's first feature film received critical acclaim.
Yönetmenin ilk uzun metrajlı filmi eleştirel beğeni topladı.

special effects

/ˌspeʃ.əl ɪˈfekts/

(plural noun) özel efektler

Örnek:

The movie was praised for its stunning special effects.
Film, çarpıcı özel efektleri nedeniyle övgü topladı.

Hollywood ending

/ˈhɑː.li.wʊd ˈen.dɪŋ/

(idiom) Hollywood sonu, gerçek dışı mutlu son

Örnek:

After all the struggles, they finally got their Hollywood ending, marrying and living happily ever after.
Tüm mücadelelerden sonra nihayet Hollywood sonuna ulaştılar, evlenip sonsuza dek mutlu yaşadılar.

multiplex

/ˈmʌl.tə.pleks/

(noun) çok salonlu sinema, multiplex;

(verb) çoğullamak, birleştirmek;

(adjective) çoğullu, çoklu

Örnek:

We decided to watch the new movie at the local multiplex.
Yeni filmi yerel çok salonlu sinemada izlemeye karar verdik.

silent movie

/ˈsaɪ.lənt ˈmuː.vi/

(noun) sessiz film

Örnek:

Charlie Chaplin was a famous star of silent movies.
Charlie Chaplin sessiz filmlerin ünlü bir yıldızıydı.

movies

/ˈmu·viz/

(noun) film, sinema

Örnek:

Let's go see a movie tonight.
Bu gece bir film izlemeye gidelim.

classic

/ˈklæs.ɪk/

(adjective) klasik, eskimeyen, harika;

(noun) klasik, klasik eser

Örnek:

Her new album is a classic.
Yeni albümü bir klasik.

soundtrack

/ˈsaʊnd.træk/

(noun) film müziği, soundtrack

Örnek:

The movie's soundtrack won several awards.
Filmin film müziği birçok ödül kazandı.

movie theater

/ˈmuː.vi ˌθiː.ə.tər/

(noun) sinema, film salonu

Örnek:

Let's go to the movie theater tonight.
Bu gece sinemaya gidelim.
Bu kelime setini Lingoland'da öğren