Avatar of Vocabulary Set Elektrik Sistemi

Mimarlık ve İnşaat İçinde Elektrik Sistemi Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste

'Mimarlık ve İnşaat' içinde 'Elektrik Sistemi' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...

Bu kelime setini Lingoland'da öğren

Şimdi Öğren

outlet

/ˈaʊt.let/

(noun) priz, elektrik çıkışı, satış noktası

Örnek:

I need to find an electrical outlet to charge my phone.
Telefonumu şarj etmek için bir elektrik prizi bulmam gerekiyor.

junction box

/ˈdʒʌŋk.ʃən ˌbɑːks/

(noun) bağlantı kutusu, ek kutusu

Örnek:

The electrician installed a new junction box in the attic.
Elektrikçi çatı katına yeni bir bağlantı kutusu taktı.

plug

/plʌɡ/

(noun) fiş, tıpa, tıkaç;

(verb) prize takmak, bağlamak, tıkamak

Örnek:

Make sure the plug is fully inserted into the socket.
Fişin prize tam olarak takıldığından emin olun.

receptacle

/rɪˈsep.tə.kəl/

(noun) kap, hazne, yuva

Örnek:

Please place your trash in the designated receptacle.
Lütfen çöpünüzü belirlenen kaba atın.

dimmer switch

/ˈdɪm.ər ˌswɪtʃ/

(noun) dimmer anahtarı, ışık kısma anahtarı

Örnek:

Can you turn down the lights using the dimmer switch?
Dimmer anahtarını kullanarak ışıkları kısabilir misiniz?

switch

/swɪtʃ/

(noun) anahtar, düğme, değişim;

(verb) değiştirmek, geçiş yapmak, açmak

Örnek:

Flip the switch to turn on the light.
Işığı açmak için düğmeyi çevirin.

circuit breaker

/ˈsɜːr.kɪt ˌbreɪ.kər/

(noun) devre kesici, sigorta

Örnek:

The lights went out because the circuit breaker tripped.
Devre kesici attığı için ışıklar söndü.

cable

/ˈkeɪ.bəl/

(noun) kablo, halat, tel;

(verb) kablolamak, telgraf çekmek

Örnek:

The bridge is supported by strong steel cables.
Köprü güçlü çelik kablolarla destekleniyor.

wiring

/ˈwaɪr.ɪŋ/

(noun) kablolama, tesisat, yapı

Örnek:

The old house needed new electrical wiring.
Eski evin yeni elektrik tesisatına ihtiyacı vardı.

fuse box

/ˈfjuːz bɑːks/

(noun) sigorta kutusu

Örnek:

I checked the fuse box, but all the fuses seemed fine.
Sigorta kutusunu kontrol ettim ama tüm sigortalar sağlam görünüyordu.

cable television

/ˈkeɪ.bəl ˌtel.ə.vɪʒ.ən/

(noun) kablolu televizyon

Örnek:

Many households in the area subscribe to cable television.
Bölgedeki birçok hane kablolu televizyona abone.

wire

/waɪr/

(noun) tel, dinleme cihazı, gizli mikrofon;

(verb) para göndermek, kablolamak, tel çekmek

Örnek:

The fence was made of barbed wire.
Çit dikenli telden yapılmıştı.

live wire

/ˈlaɪv waɪər/

(noun) enerji küpü, canlı kişi, canlı tel

Örnek:

She's a real live wire, always coming up with new ideas.
O gerçek bir enerji küpü, her zaman yeni fikirlerle geliyor.

neutral wire

/ˈnuːtrəl waɪər/

(noun) nötr kablo

Örnek:

Always connect the neutral wire to the designated terminal.
Nötr kabloyu her zaman belirlenen terminale bağlayın.

earth wire

/ˈɜːrθ waɪər/

(noun) topraklama kablosu, toprak teli

Örnek:

Always ensure the earth wire is properly connected before using an electrical device.
Elektrikli bir cihazı kullanmadan önce daima topraklama kablosunun doğru bağlandığından emin olun.

subpanel

/ˈsʌbˌpæn.əl/

(noun) alt panel, ikincil elektrik panosu

Örnek:

The electrician installed a subpanel in the garage to handle the new workshop tools.
Elektrikçi, yeni atölye aletlerini beslemek için garaja bir alt panel kurdu.
Bu kelime setini Lingoland'da öğren