Avatar of Vocabulary Set Garantiler

TOEIC Temel 600 Kelime İçinde Garantiler Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste

'TOEIC Temel 600 Kelime' içinde 'Garantiler' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...

Bu kelime setini Lingoland'da öğren

Şimdi Öğren

characteristic

/ˌker.ək.təˈrɪs.tɪk/

(noun) özellik, nitelik;

(adjective) karakteristik, tipik

Örnek:

One characteristic of a good leader is integrity.
İyi bir liderin bir özelliği dürüstlüktür.

consequence

/ˈkɑːn.sə.kwəns/

(noun) sonuç, netice, önem

Örnek:

The drought had serious consequences for farmers.
Kuraklığın çiftçiler için ciddi sonuçları oldu.

consider

/kənˈsɪd.ɚ/

(verb) düşünmek, göz önünde bulundurmak, kabul etmek

Örnek:

You should consider all the options before deciding.
Karar vermeden önce tüm seçenekleri göz önünde bulundurmalısın.

cover

/ˈkʌv.ɚ/

(verb) örtmek, kaplamak, kapsamak;

(noun) kapak, örtü, cover

Örnek:

She used a blanket to cover the sleeping child.
Uyuyan çocuğu örtmek için battaniye kullandı.

expiration

/ˌek.spəˈreɪ.ʃən/

(noun) son kullanma, süre bitimi, nefes verme

Örnek:

Please check the expiration date on the milk.
Lütfen sütün son kullanma tarihini kontrol edin.

frequently

/ˈfriː.kwənt.li/

(adverb) sık sık, çoğunlukla

Örnek:

She frequently visits her grandparents.
Büyükannesi ve büyükbabasını sık sık ziyaret eder.

imply

/ɪmˈplaɪ/

(verb) ima etmek, kastetmek, gerektirmek

Örnek:

His silence seemed to imply agreement.
Sessizliği onay ima ediyor gibiydi.

promise

/ˈprɑː.mɪs/

(noun) söz, umut, potansiyel;

(verb) söz vermek, vaat etmek, işaret etmek

Örnek:

He made a promise to help her.
Ona yardım edeceğine dair bir söz verdi.

protect

/prəˈtekt/

(verb) korumak, muhafaza etmek

Örnek:

The ozone layer protects us from harmful UV rays.
Ozon tabakası bizi zararlı UV ışınlarından korur.

reputation

/ˌrep.jəˈteɪ.ʃən/

(noun) itibar, şöhret

Örnek:

He has a good reputation as a reliable worker.
Güvenilir bir çalışan olarak iyi bir itibarı var.

require

/rɪˈkwaɪr/

(verb) gerektirmek, ihtiyaç duymak, istemek

Örnek:

The recipe requires three eggs.
Tarif üç yumurta gerektiriyor.

variety

/vəˈraɪ.ə.t̬i/

(noun) çeşitlilik, farklılık, çeşit

Örnek:

The store offers a wide variety of products.
Mağaza geniş bir ürün yelpazesi sunuyor.
Bu kelime setini Lingoland'da öğren