TOEIC Temel 600 Kelime İçinde Diş Hekimi Muayenehanesi Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste
'TOEIC Temel 600 Kelime' içinde 'Diş Hekimi Muayenehanesi' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...
Bu kelime setini Lingoland'da öğren
Şimdi Öğren /əˈwer/
(adjective) farkında, haberdar
Örnek:
Are you aware of the risks involved?
İlgili risklerin farkında mısınız?
/kætʃ ʌp/
(phrasal verb) yetişmek, yakalamak, hasret gidermek
Örnek:
After being sick, I need to catch up on my schoolwork.
Hasta olduktan sonra okul ödevlerimi yetiştirmem gerekiyor.
/dɪˈstræk.ʃən/
(noun) dikkat dağıtıcı, oyalanma, dikkat dağınıklığı
Örnek:
Loud music can be a major distraction when you're trying to study.
Yüksek sesli müzik, ders çalışmaya çalışırken büyük bir dikkat dağıtıcı olabilir.
/ɪnˈkɝː.ɪdʒ.mənt/
(noun) cesaretlendirme, teşvik, destek
Örnek:
Her words of encouragement helped him through the difficult time.
Onun cesaretlendirme sözleri zor zamanlarda ona yardımcı oldu.
/ˈev.ə.dənt/
(adjective) açık, belli, aşikar
Örnek:
It was evident that she was upset.
Üzgün olduğu açıktı.
/ˈhæb.ɪt/
(noun) alışkanlık, huy, cüppe;
(verb) giydirmek, kuşanmak
Örnek:
Smoking is a bad habit.
Sigara içmek kötü bir alışkanlıktır.
/ɪˈluː.mə.neɪt/
(verb) aydınlatmak, ışıklandırmak, açıklamak
Örnek:
The full moon illuminated the path through the forest.
Dolunay ormandaki yolu aydınlattı.
/ˈɪr.ə.teɪt/
(verb) sinirlendirmek, rahatsız etmek, tahriş etmek
Örnek:
His constant complaining really irritates me.
Sürekli şikayet etmesi beni gerçekten sinir ediyor.
/ˈoʊ.vɚ.vjuː/
(noun) genel bakış, özet
Örnek:
The presentation provided a brief overview of the company's history.
Sunum, şirketin tarihine kısa bir genel bakış sağladı.
/pəˈzɪʃ.ən/
(noun) konum, yer, pozisyon;
(verb) konumlandırmak, yerleştirmek, pozisyon vermek
Örnek:
The car is in a good position for parking.
Araba park etmek için iyi bir konumda.
/ˈreɡ.jə.lər.li/
(adverb) düzenli olarak, sık sık, simetrik olarak
Örnek:
She exercises regularly to stay healthy.
Sağlıklı kalmak için düzenli olarak egzersiz yapar.
/rɪˈstɔːr/
(verb) yeniden tesis etmek, geri getirmek, iade etmek
Örnek:
The government promised to restore peace and order.
Hükümet barış ve düzeni yeniden tesis etme sözü verdi.