Avatar of Vocabulary Set Diyet

TOEFL için Temel Kelime Bilgisi İçinde Diyet Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste

'TOEFL için Temel Kelime Bilgisi' içinde 'Diyet' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...

Bu kelime setini Lingoland'da öğren

Şimdi Öğren

diet

/ˈdaɪ.ət/

(noun) diyet, beslenme, rejim;

(verb) diyet yapmak, rejim yapmak

Örnek:

A healthy diet includes plenty of fruits and vegetables.
Sağlıklı bir diyet bol miktarda meyve ve sebze içerir.

dietary

/ˈdaɪ.ə.ter.i/

(adjective) diyet, beslenme

Örnek:

She has special dietary needs due to her allergies.
Alerjileri nedeniyle özel diyet ihtiyaçları var.

nutrition

/nuːˈtrɪʃ.ən/

(noun) beslenme, gıda, beslenme bilimi

Örnek:

Good nutrition is essential for a healthy life.
İyi beslenme sağlıklı bir yaşam için elzemdir.

nutritious

/nuːˈtrɪʃ.əs/

(adjective) besleyici, gıda değeri yüksek

Örnek:

This meal is both delicious and nutritious.
Bu yemek hem lezzetli hem de besleyici.

greasy

/ˈɡriː.si/

(adjective) yağlı, yağlımsı, kaygan

Örnek:

The mechanic's hands were greasy from working on the engine.
Tamircinin elleri motorla uğraşmaktan yağlıydı.

low-carb

/ˌloʊˈkɑːrb/

(adjective) düşük karbonhidratlı

Örnek:

She's on a low-carb diet to lose weight.
Kilo vermek için düşük karbonhidratlı bir diyet yapıyor.

appetizing

/ˈæp.ə.taɪ.zɪŋ/

(adjective) iştah açıcı, lezzetli, cazip

Örnek:

The aroma of freshly baked bread was very appetizing.
Taze pişmiş ekmeğin kokusu çok iştah açıcıydı.

balanced

/ˈbæl.ənst/

(adjective) dengeli, eşit dağıtılmış, tarafsız

Örnek:

The artist created a perfectly balanced sculpture.
Sanatçı mükemmel dengeli bir heykel yarattı.

fattening

/ˈfæt̬.ən.ɪŋ/

(adjective) şişmanlatan, kalorili

Örnek:

Avoid fattening foods if you want to lose weight.
Kilo vermek istiyorsanız şişmanlatan yiyeceklerden kaçının.

low-fat

/ˌloʊˈfæt/

(adjective) az yağlı, düşük yağlı

Örnek:

I prefer to buy low-fat yogurt for breakfast.
Kahvaltı için az yağlı yoğurt almayı tercih ederim.

oily

/ˈɔɪ.li/

(adjective) yağlı, yağlımsı, yağcı

Örnek:

The mechanic's hands were covered in oily grime.
Tamircinin elleri yağlı kirle kaplıydı.

light

/laɪt/

(noun) ışık, lamba, ışık kaynağı;

(verb) yakmak, aydınlatmak;

(adjective) hafif, açık

Örnek:

The room was filled with natural light.
Oda doğal ışıkla doluydu.

organic

/ɔːrˈɡæn.ɪk/

(adjective) organik, doğal

Örnek:

We only buy organic vegetables.
Sadece organik sebzeler alıyoruz.

rich

/rɪtʃ/

(adjective) zengin, varlıklı, yoğun;

(noun) zenginler, varlıklılar

Örnek:

He became rich after investing in technology stocks.
Teknoloji hisselerine yatırım yaptıktan sonra zengin oldu.

plant-based

/plæntˈbeɪst/

(adjective) bitki bazlı, bitkisel

Örnek:

She follows a strict plant-based diet.
Sıkı bir bitki bazlı diyet uyguluyor.

digestion

/daɪˈdʒes.tʃən/

(noun) sindirim

Örnek:

Fiber is important for healthy digestion.
Lif, sağlıklı bir sindirim için önemlidir.

digest

/daɪˈdʒest/

(verb) sindirmek, anlamak;

(noun) özet, derleme

Örnek:

It takes time for the body to digest food properly.
Vücudun yiyecekleri düzgün bir şekilde sindirmesi zaman alır.

regime

/reɪˈʒiːm/

(noun) rejim, yönetim, sistem

Örnek:

The military regime suppressed all dissent.
Askeri rejim tüm muhalefeti bastırdı.

appetite

/ˈæp.ə.taɪt/

(noun) iştah, arzu, istek

Örnek:

He has a healthy appetite after his morning run.
Sabah koşusundan sonra sağlıklı bir iştahı var.

cholesterol

/kəˈles.tə.rɑːl/

(noun) kolesterol

Örnek:

Eating a healthy diet can help manage your cholesterol levels.
Sağlıklı beslenmek kolesterol seviyenizi yönetmenize yardımcı olabilir.

protein

/ˈproʊ.tiːn/

(noun) protein

Örnek:

Meat, eggs, and beans are good sources of protein.
Et, yumurta ve fasulye iyi birer protein kaynağıdır.

vitamin

/ˈvaɪ.t̬ə-/

(noun) vitamin

Örnek:

Citrus fruits are rich in vitamin C.
Turunçgiller C vitamini açısından zengindir.

fiber

/ˈfaɪ.bɚ/

(noun) lif, diyet lifi

Örnek:

Cotton fibers are used to make fabric.
Pamuk lifleri kumaş yapmak için kullanılır.

carbohydrate

/ˌkɑːr.boʊˈhaɪ.dreɪt/

(noun) karbonhidrat

Örnek:

Pasta is a good source of carbohydrates.
Makarna iyi bir karbonhidrat kaynağıdır.

calorie

/ˈkæl.ɚ.i/

(noun) kalori

Örnek:

A typical apple contains about 95 calories.
Tipik bir elma yaklaşık 95 kalori içerir.

vegan

/ˈviː.ɡən/

(noun) vegan;

(adjective) vegan

Örnek:

My sister became a vegan last year and feels much healthier.
Kız kardeşim geçen yıl vegan oldu ve kendini çok daha sağlıklı hissediyor.

vegetarian

/ˌvedʒ.əˈter.i.ən/

(noun) vejetaryen;

(adjective) vejetaryen

Örnek:

She has been a vegetarian for five years.
Beş yıldır vejetaryen.

nutritionist

/nuːˈtrɪʃ.ən.ɪst/

(noun) beslenme uzmanı, diyetisyen

Örnek:

I consulted a nutritionist to help me plan a healthier diet.
Daha sağlıklı bir diyet planlamak için bir beslenme uzmanına danıştım.
Bu kelime setini Lingoland'da öğren