Avatar of Vocabulary Set Fiziksel Etki ve Tepki

Genel IELTS Kelime Bilgisi (Band 6-7) İçinde Fiziksel Etki ve Tepki Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste

'Genel IELTS Kelime Bilgisi (Band 6-7)' içinde 'Fiziksel Etki ve Tepki' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...

Bu kelime setini Lingoland'da öğren

Şimdi Öğren

whack

/wæk/

(verb) vurmak, çarpmak;

(noun) vuruş, darbe

Örnek:

He whacked the ball over the fence.
Topu çitin üzerinden vurdu.

poke

/poʊk/

(verb) dürtmek, sokmak, kurcalamak;

(noun) dürtme, itme

Örnek:

She poked him in the ribs with her elbow.
Dirseğiyle kaburgasına dürttü.

punch

/pʌntʃ/

(noun) yumruk, darbe, zımba;

(verb) yumruklamak, vurmak, delmek

Örnek:

He delivered a powerful punch to his opponent's jaw.
Rakibinin çenesine güçlü bir yumruk attı.

tear

/ter/

(verb) yırtmak, parçalamak, delik açmak;

(noun) gözyaşı

Örnek:

She accidentally tore the letter in half.
Mektubu yanlışlıkla ikiye yırtıverdi.

knock

/nɑːk/

(noun) tıkırtı, vurma, darbe;

(verb) çalmak, vurmak, çarpmak

Örnek:

She heard a knock at the door.
Kapıda bir tıkırtı duydu.

strike

/straɪk/

(verb) vurmak, çarpmak, grev yapmak;

(noun) grev, darbe, saldırı

Örnek:

He raised his hand to strike the ball.
Topa vurmak için elini kaldırdı.

shove

/ʃʌv/

(verb) itmek, itip kakmak;

(noun) itme, itme hareketi

Örnek:

The crowd began to shove to get closer to the stage.
Kalabalık sahneye yaklaşmak için itip kakmaya başladı.

graze

/ɡreɪz/

(verb) otlamak, otlatmak, sıyrık;

(noun) sıyrık, çizik

Örnek:

Cows were grazing peacefully in the meadow.
İnekler çayırda huzur içinde otluyordu.

stab

/stæb/

(verb) bıçaklamak, saplamak, gagalamak;

(noun) bıçaklama, acı

Örnek:

He was arrested for trying to stab his neighbor.
Komşusunu bıçaklamaya çalıştığı için tutuklandı.

choke

/tʃoʊk/

(verb) boğulmak, nefesi kesilmek, boğmak;

(noun) jikle, boğma valfi

Örnek:

He started to choke on a piece of bread.
Bir parça ekmekle boğulmaya başladı.

combat

/ˈkɑːm.bæt/

(noun) çatışma, muharebe;

(verb) mücadele etmek, savaşmak

Örnek:

The soldiers were trained for close combat.
Askerler yakın çatışma için eğitildi.

swipe

/swaɪp/

(verb) kaydırmak, sürüklemek, vurmak;

(noun) kaydırma, sürükleme, darbe

Örnek:

Swipe left to dismiss the notification.
Bildirimi kapatmak için sola kaydırın.

maul

/mɑːl/

(verb) parçalamak, saldırmak, hor kullanmak;

(noun) balyoz, ağır çekiç

Örnek:

The bear mauled the hiker, leaving him with severe injuries.
Ayı, yürüyüşçüyü parçaladı ve ona ciddi yaralar bıraktı.

thrash

/θræʃ/

(verb) dövmek, kamçılamak, çırpınmak;

(noun) thrash metal

Örnek:

The cruel master would thrash his horse for no reason.
Zalim efendi, atını sebepsiz yere döverdi.

swoop

/swuːp/

(verb) süzülmek, atılmak, baskın yapmak;

(noun) süzülüş, baskın

Örnek:

The eagle swooped down to catch its prey.
Kartal avını yakalamak için süzülerek aşağı indi.

thump

/θʌmp/

(verb) vurmak, pat diye düşmek, çarpmak;

(noun) patlama sesi, ağır darbe

Örnek:

He thumped the table with his fist.
Yumruğuyla masaya vurdu.

jab

/dʒæb/

(noun) dürtme, yumruk, iğne;

(verb) dürtmek, vurmak, batırmak

Örnek:

He gave the ball a quick jab with his foot.
Topa ayağıyla hızlı bir dürtme vurdu.

grapple

/ˈɡræp.əl/

(verb) boğuşmak, mücadele etmek;

(noun) kanca, çengel

Örnek:

The two wrestlers grappled for control of the mat.
İki güreşçi minderin kontrolü için boğuştu.

slam

/slæm/

(verb) çarpmak, şiddetle kapatmak, sertçe koymak;

(noun) çarpma, şiddetli ses, şiir yarışması

Örnek:

She slammed the door shut behind her.
Kapıyı arkasından çarptı.
Bu kelime setini Lingoland'da öğren