Avatar of Vocabulary Set Yarat ve Üret

Genel IELTS Kelime Bilgisi (Band 5) İçinde Yarat ve Üret Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste

'Genel IELTS Kelime Bilgisi (Band 5)' içinde 'Yarat ve Üret' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...

Bu kelime setini Lingoland'da öğren

Şimdi Öğren

build

/bɪld/

(verb) inşa etmek, kurmak, artmak;

(noun) yapı, vücut yapısı

Örnek:

They plan to build a new house next year.
Gelecek yıl yeni bir ev inşa etmeyi planlıyorlar.

create

/kriˈeɪt/

(verb) yaratmak, oluşturmak, meydana getirmek

Örnek:

Scientists are working to create new forms of energy.
Bilim insanları yeni enerji biçimleri oluşturmak için çalışıyor.

construct

/kənˈstrʌkt/

(verb) inşa etmek, kurmak, oluşturmak;

(noun) yapı, oluşum

Örnek:

They plan to construct a new bridge over the river.
Nehir üzerine yeni bir köprü inşa etmeyi planlıyorlar.

form

/fɔːrm/

(noun) şekil, tür, form;

(verb) şekil vermek, oluşturmak, oluşmak

Örnek:

Water can exist in solid, liquid, or gaseous form.
Su katı, sıvı veya gaz halinde bulunabilir.

design

/dɪˈzaɪn/

(noun) tasarım, plan, tasarım sanatı;

(verb) tasarlamak, çizmek, amaçlamak

Örnek:

The architect presented the final design for the new building.
Mimar, yeni bina için son tasarımı sundu.

write

/raɪt/

(verb) yazmak, bestelemek, kaleme almak

Örnek:

Please write your name clearly at the top of the form.
Lütfen adınızı formun üstüne açıkça yazın.

produce

/prəˈduːs/

(verb) üretmek, imal etmek, doğurmak;

(noun) ürünler, tarım ürünleri

Örnek:

The factory produces cars.
Fabrika araba üretir.

invent

/ɪnˈvent/

(verb) icat etmek, bulmak, uydurmak

Örnek:

Alexander Graham Bell invented the telephone.
Alexander Graham Bell telefonu icat etti.

paint

/peɪnt/

(noun) boya;

(verb) boyamak, resmetmek

Örnek:

The walls were covered in fresh white paint.
Duvarlar taze beyaz boya ile kaplıydı.

draw

/drɑː/

(verb) çizmek, çekmek, cezbetmek;

(noun) berabere, çekim, cazibe

Örnek:

She likes to draw animals.
Hayvanları çizmeyi sever.

print

/prɪnt/

(verb) basmak, yazdırmak, basılı harflerle yazmak;

(noun) baskı, yazılı materyal, iz

Örnek:

The company decided to print a new edition of the book.
Şirket, kitabın yeni bir baskısını basmaya karar verdi.

craft

/kræft/

(noun) zanaat, el sanatı, tekne;

(verb) işlemek, oluşturmak

Örnek:

She enjoys various forms of craft, such as knitting and pottery.
Örgü ve çömlekçilik gibi çeşitli zanaat türlerinden hoşlanır.

sew

/soʊ/

(verb) dikmek

Örnek:

She learned to sew her own clothes.
Kendi kıyafetlerini dikmeyi öğrendi.

knit

/nɪt/

(verb) örmek, kaynamak, iyileşmek;

(noun) örgü, triko

Örnek:

She loves to knit sweaters for her grandchildren.
Torunları için kazak örmeyi çok sever.

sculpt

/skʌlpt/

(verb) yontmak, şekillendirmek, biçimlendirmek

Örnek:

The artist will sculpt a statue out of marble.
Sanatçı mermerden bir heykel yontacak.

cook

/kʊk/

(verb) pişirmek, yemek yapmak;

(noun) aşçı, yemekçi

Örnek:

She loves to cook Italian food.
İtalyan yemekleri pişirmeyi sever.

prepare

/prɪˈper/

(verb) hazırlamak, tertiplemek, hazırlanmak

Örnek:

She needs to prepare dinner for her guests.
Misafirleri için akşam yemeği hazırlaması gerekiyor.

decorate

/ˈdek.ər.eɪt/

(verb) dekore etmek, süslemek, boyamak

Örnek:

We decided to decorate the living room with new paintings.
Oturma odasını yeni tablolarla dekore etmeye karar verdik.

model

/ˈmɑː.dəl/

(noun) model, maket, manken;

(verb) modellik yapmak, sergilemek, şekil vermek

Örnek:

He built a model airplane.
Bir uçak modeli yaptı.

sing

/sɪŋ/

(verb) şarkı söylemek, ötmek, vızıldamak

Örnek:

She loves to sing in the shower.
Duşta şarkı söylemeyi sever.
Bu kelime setini Lingoland'da öğren