Avatar of Vocabulary Set Tat ve Lezzet

IELTS Akademik Kelime Bilgisi (Band 5) İçinde Tat ve Lezzet Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste

'IELTS Akademik Kelime Bilgisi (Band 5)' içinde 'Tat ve Lezzet' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...

Bu kelime setini Lingoland'da öğren

Şimdi Öğren

sweet

/swiːt/

(adjective) tatlı, hoş, sevimli;

(noun) tatlı, şekerleme

Örnek:

The cake was perfectly sweet.
Pasta mükemmel bir şekilde tatlıydı.

sour

/saʊr/

(adjective) ekşi, hoş olmayan;

(verb) ekşimek, bozulmak

Örnek:

The lemonade was too sour for my liking.
Limonata benim damak zevkime göre çok ekşiydi.

bitter

/ˈbɪt̬.ɚ/

(adjective) acı, buruk, zor

Örnek:

The coffee was very bitter without sugar.
Kahve şekersiz çok acıydı.

salty

/ˈsɑːl.t̬i/

(adjective) tuzlu, sinirli, kızgın

Örnek:

The ocean water is very salty.
Okyanus suyu çok tuzlu.

spicy

/ˈspaɪ.si/

(adjective) baharatlı, acı, müstehcen

Örnek:

I love eating spicy food, especially curries.
Baharatlı yemekleri, özellikle körileri yemeyi severim.

delicious

/dɪˈlɪʃ.əs/

(adjective) lezzetli, enfes, harika

Örnek:

The cake was absolutely delicious.
Pasta kesinlikle lezzetliydi.

tasty

/ˈteɪ.sti/

(adjective) lezzetli, nefis

Örnek:

This cake is really tasty!
Bu pasta gerçekten lezzetli!

smoky

/ˈsmoʊ.ki/

(adjective) dumanlı, isli, füme

Örnek:

The bar was very smoky, so we decided to leave.
Bar çok dumanlıydı, bu yüzden ayrılmaya karar verdik.

creamy

/ˈkriː.mi/

(adjective) kremalı, kremsi, krem rengi

Örnek:

The soup had a rich, creamy texture.
Çorbanın zengin, kremalı bir dokusu vardı.

minty

/ˈmɪn.t̬i/

(adjective) naneli

Örnek:

This toothpaste has a very minty flavor.
Bu diş macununun çok naneli bir tadı var.

aromatic

/ˌer.əˈmæt̬.ɪk/

(adjective) aromatik, kokulu

Örnek:

The kitchen was filled with the aromatic scent of freshly baked bread.
Mutfak, taze pişmiş ekmeğin aromatik kokusuyla doluydu.

pleasant

/ˈplez.ənt/

(adjective) hoş, keyifli, nazik

Örnek:

We had a very pleasant evening.
Çok keyifli bir akşam geçirdik.

strong

/strɑːŋ/

(adjective) güçlü, kuvvetli, sağlam

Örnek:

He is a very strong man.
Çok güçlü bir adam.

stinky

/ˈstɪŋ.ki/

(adjective) kokan, pis kokulu

Örnek:

Take those stinky socks to the laundry room.
O kokan çorapları çamaşır odasına götür.

smelly

/ˈsmel.i/

(adjective) kokulu, kötü kokulu

Örnek:

The garbage can was very smelly.
Çöp kutusu çok kokuyordu.

acidic

/əˈsɪd.ɪk/

(adjective) asidik, ekşi, sert

Örnek:

The soil in this region is highly acidic.
Bu bölgedeki toprak çok asidik.

sharp

/ʃɑːrp/

(adjective) keskin, sivri, yoğun;

(adverb) keskin, tam;

(noun) diyez

Örnek:

Be careful, that knife is very sharp.
Dikkat et, o bıçak çok keskin.
Bu kelime setini Lingoland'da öğren