Avatar of Vocabulary Set Ünite 6: Bugün Kaç Dersiniz Var?

5. Sınıf İçinde Ünite 6: Bugün Kaç Dersiniz Var? Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste

'5. Sınıf' içinde 'Ünite 6: Bugün Kaç Dersiniz Var?' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...

Bu kelime setini Lingoland'da öğren

Şimdi Öğren

subject

/ˈsʌb.dʒekt/

(noun) konu, mesele, ders;

(verb) tabi tutmak, maruz bırakmak;

(adjective) tabi, eğilimli

Örnek:

The main subject of the meeting was the new budget.
Toplantının ana konusu yeni bütçeydi.

maths

/mæθs/

(noun) matematik

Örnek:

I have a maths exam tomorrow.
Yarın matematik sınavım var.

science

/ˈsaɪ.əns/

(noun) bilim, alan

Örnek:

The study of science is essential for understanding the world around us.
Bilim çalışması, etrafımızdaki dünyayı anlamak için esastır.

it

/ɪt/

(pronoun) o, onu, bu;

(noun) durum, mesele

Örnek:

Look at that car; it's brand new.
Şu arabaya bak; o yepyeni.

art

/ɑːrt/

(noun) sanat, beceri

Örnek:

She studied fine art at university.
Üniversitede güzel sanatlar okudu.

music

/ˈmjuː.zɪk/

(noun) müzik, nota, yazılı müzik

Örnek:

She loves listening to classical music.
Klasik müzik dinlemeyi sever.

English

/ˈɪŋ.ɡlɪʃ/

(noun) İngilizce;

(adjective) İngiliz, İngilizce

Örnek:

She is fluent in English and French.
İngilizce ve Fransızca'yı akıcı konuşuyor.

Vietnamese

/ˌvjet.nəˈmiːz/

(noun) Vietnamlı, Vietnamca;

(adjective) Vietnam

Örnek:

Many Vietnamese live abroad.
Birçok Vietnamlı yurt dışında yaşıyor.

trip

/trɪp/

(noun) gezi, seyahat, takılma;

(verb) takılmak, düşmek, seyahat etmek

Örnek:

We're planning a weekend trip to the mountains.
Dağlara bir hafta sonu gezisi planlıyoruz.

lesson

/ˈles.ən/

(noun) ders, eğitim, öğüt

Örnek:

The students had a math lesson this morning.
Öğrencilerin bu sabah matematik dersi vardı.

still

/stɪl/

(adverb) hala, yine, yine de;

(adjective) sakin, hareketsiz;

(noun) kare, fotoğraf;

(verb) sakinleştirmek, dindirmek

Örnek:

It's still raining outside.
Dışarıda hala yağmur yağıyor.

pupil

/ˈpjuː.pəl/

(noun) öğrenci, talebe, gözbebeği

Örnek:

The teacher praised the pupil for her excellent work.
Öğretmen, mükemmel çalışması için öğrenciyi övdü.

again

/əˈɡen/

(adverb) tekrar, yine, geri

Örnek:

Can you say that again?
Bunu tekrar söyleyebilir misin?

talk

/tɑːk/

(verb) konuşmak, sohbet etmek, konuşma yapmak;

(noun) konuşma, sohbet, ders

Örnek:

Can we talk for a moment?
Biraz konuşabilir miyiz?

break time

/ˈbreɪk taɪm/

(noun) mola, dinlenme süresi

Örnek:

Let's take a break time and grab some coffee.
Bir mola verip kahve içelim.

except

/ɪkˈsept/

(preposition) hariç, dışında;

(conjunction) ancak, hariç;

(verb) hariç tutmak, istisna etmek

Örnek:

Everyone went to the party except John.
Herkes partiye John hariç gitti.

start

/stɑːrt/

(noun) başlangıç, start, hareket;

(verb) başlamak, çalıştırmak, başlatmak

Örnek:

The race will start at 10 AM.
Yarış saat 10'da başlayacak.

primary school

/ˈpraɪ.mer.i ˌskuːl/

(noun) ilkokul

Örnek:

My daughter just started primary school this year.
Kızım bu yıl ilkokula başladı.

timetable

/ˈtaɪmˌteɪ.bəl/

(noun) tarife, zaman çizelgesi;

(verb) zamanlamak, planlamak

Örnek:

The train's timetable was delayed due to bad weather.
Trenin tarifesi kötü hava nedeniyle gecikti.
Bu kelime setini Lingoland'da öğren