Tehlike İçinde Çatışma ve Savaş Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste
'Tehlike' içinde 'Çatışma ve Savaş' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...
Bu kelime setini Lingoland'da öğren
Şimdi Öğren /ˈred zoʊn/
(noun) kırmızı bölge, tehlike bölgesi, kritik bölge
Örnek:
The offense moved the ball into the red zone, hoping to score a touchdown.
Hücum, topu kırmızı bölgeye taşıdı, touchdown yapmayı umuyordu.
/ɑrmd tu ðə tiθ/
(idiom) dişine kadar silahlı, dişine kadar donanımlı (bilgiyle)
Örnek:
The soldiers were armed to the teeth, ready for battle.
Askerler dişine kadar silahlıydı, savaşa hazırdı.
/ˈsɪtɪŋ dʌk/
(idiom) kolay hedef, açık hedef
Örnek:
Without proper security, the server was a sitting duck for hackers.
Uygun güvenlik olmadan sunucu, bilgisayar korsanları için kolay bir hedefti.
/bi ɑn ðə əˈfɛn.sɪv/
(idiom) hücumda olmak, saldırıya geçmek
Örnek:
The team decided to be on the offensive from the start of the game.
Takım, maçın başından itibaren hücumda olmaya karar verdi.
/pʊt ˈsʌmˌwʌn tu ðə sɔrd/
(idiom) kılıçtan geçirmek, öldürmek
Örnek:
The invading army threatened to put the entire village to the sword.
İşgalci ordu, tüm köyü kılıçtan geçirmekle tehdit etti.
/bloʊ ˈsʌm.wʌnz breɪnz aʊt/
(idiom) birinin beynini dağıtmak, birini kafasından vurarak öldürmek
Örnek:
He threatened to blow someone's brains out if they didn't comply.
Uyumazlarsa birinin beynini dağıtmakla tehdit etti.
/lɛt luːs ˈsʌmˌθɪŋ/
(phrasal verb) serbest bırakmak, salıvermek
Örnek:
The dog was let loose in the park to run freely.
Köpek parkta serbestçe koşması için serbest bırakıldı.
/duːk ɪt aʊt/
(idiom) kozlarını paylaşmak, kavga etmek
Örnek:
The two rivals decided to duke it out in the final round.
İki rakip son turda kozlarını paylaşmaya karar verdi.