Davranış ve Yaklaşım İçinde Kıskançlık ve Rekabet Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste
'Davranış ve Yaklaşım' içinde 'Kıskançlık ve Rekabet' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...
Bu kelime setini Lingoland'da öğren
Şimdi Öğren /stiːl ə mɑːrtʃ ɒn/
(idiom) fark atmak, önüne geçmek
Örnek:
The company tried to steal a march on its competitors by releasing the new product early.
Şirket, yeni ürünü erken piyasaya sürerek rakiplerine fark atmaya çalıştı.
/θroʊ jʊər hæt ˈɪntu ðə rɪŋ/
(idiom) adaylığını koymak, yarışa girmek
Örnek:
After much deliberation, she decided to throw her hat into the ring for mayor.
Uzun düşünmelerden sonra, belediye başkanlığı için adaylığını koymaya karar verdi.
/bi əˈhɛd əv ðə pæk/
(idiom) rakiplerinin önünde olmak, zirvede olmak
Örnek:
Our company always strives to be ahead of the pack by innovating constantly.
Şirketimiz sürekli yenilik yaparak her zaman rakiplerinin önünde olmayı hedefler.
/kiːp ʌp wɪð ðə ˈdʒoʊnzɪz/
(idiom) komşularına ayak uydurmak, başkalarıyla yarışmak
Örnek:
They bought a bigger car just to keep up with the Joneses.
Sadece komşularına ayak uydurmak için daha büyük bir araba aldılar.
/bi əˈhɛd əv ðə ɡeɪm/
(idiom) oyunun önüne geçmek, avantajlı olmak
Örnek:
By starting our marketing campaign early, we managed to be ahead of the game.
Pazarlama kampanyamızı erken başlatarak oyunun önüne geçmeyi başardık.
/kʌt ænd θrʌst/
(noun) kıyasıya rekabet, sert tartışma, söz düellosu
Örnek:
He enjoys the cut and thrust of political debate.
Siyasi tartışmaların kıyasıya rekabetinden hoşlanır.