Oxford 5000 - C1 İçinde Oxford 5000 - C1 - U Harfi Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste
'Oxford 5000 - C1' içinde 'Oxford 5000 - C1 - U Harfi' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...
Bu kelime setini Lingoland'da öğren
Şimdi Öğren /ˌʌn.dɚˈɡrædʒ.u.ət/
(noun) lisans öğrencisi, üniversite öğrencisi;
(adjective) lisans, üniversite
Örnek:
She is an undergraduate studying history.
O, tarih okuyan bir lisans öğrencisi.
/ˌʌn.dɚˈlaɪ.ɪŋ/
(adjective) temel, altında yatan
Örnek:
The underlying cause of the problem was a lack of communication.
Sorunun temel nedeni iletişim eksikliğiydi.
/ˌʌn.dɚˈmaɪn/
(verb) zedelemek, sarsmak, temelini kazmak
Örnek:
The constant criticism began to undermine her confidence.
Sürekli eleştiri onun özgüvenini zedelemeye başladı.
/ʌnˈdaʊ.t̬ɪd.li/
(adverb) şüphesiz, kuşkusuz
Örnek:
She is undoubtedly the best candidate for the job.
İş için şüphesiz en iyi aday o.
/ˈjuː.nə.faɪ/
(verb) birleştirmek, tek tipleştirmek
Örnek:
The goal is to unify the different departments into one cohesive team.
Amaç, farklı departmanları tek bir uyumlu ekipte birleştirmektir.
/ʌnˈpres.ə.den.t̬ɪd/
(adjective) benzeri görülmemiş, emsalsiz
Örnek:
The company achieved unprecedented growth last quarter.
Şirket geçen çeyrekte benzeri görülmemiş bir büyüme kaydetti.
/ʌnˈveɪl/
(verb) açmak, tanıtmak, açıklamak
Örnek:
The queen will unveil the new statue next month.
Kraliçe gelecek ay yeni heykeli açacak.
/ˈʌpˌkʌm.ɪŋ/
(adjective) yaklaşan, gelecek, önümüzdeki
Örnek:
The upcoming election is generating a lot of debate.
Yaklaşan seçimler çok fazla tartışma yaratıyor.
/ʌpˈɡreɪd/
(noun) yükseltme, güncelleme;
(verb) yükseltmek, güncellemek
Örnek:
The software requires an upgrade to the latest version.
Yazılımın en son sürüme yükseltilmesi gerekiyor.
/ʌpˈhoʊld/
(verb) savunmak, desteklemek, sürdürmek
Örnek:
The court decided to uphold the previous ruling.
Mahkeme önceki kararı onaylamaya karar verdi.
/juːˈtɪl.ə.t̬i/
(noun) fayda, yarar, kamu hizmetleri;
(adjective) işlevsel, pratik
Örnek:
The utility of this tool is evident in its versatility.
Bu aracın faydası çok yönlülüğünde açıkça görülmektedir.
/ˈjuː.t̬əl.aɪz/
(verb) kullanmak, yararlanmak, faydalanmak
Örnek:
The company decided to utilize new technology to improve efficiency.
Şirket, verimliliği artırmak için yeni teknolojiyi kullanmaya karar verdi.
/ˈʌ.t̬ɚ.li/
(adverb) tamamen, kesinlikle
Örnek:
She was utterly devastated by the news.
Haberle tamamen yıkılmıştı.