Avatar of Vocabulary Set Oxford 5000 - B2 - M Harfi

Oxford 5000 - B2 İçinde Oxford 5000 - B2 - M Harfi Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste

'Oxford 5000 - B2' içinde 'Oxford 5000 - B2 - M Harfi' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...

Bu kelime setini Lingoland'da öğren

Şimdi Öğren

magnificent

/mæɡˈnɪf.ə.sənt/

(adjective) muhteşem, görkemli, harika

Örnek:

The palace had a magnificent ballroom.
Sarayın muhteşem bir balo salonu vardı.

make-up

/ˈmeɪk.ʌp/

(noun) makyaj, kozmetik, yapı

Örnek:

She spent an hour putting on her make-up.
Makyajını yapmak için bir saat harcadı.

making

/ˈmeɪ.kɪŋ/

(noun) yapım, üretim;

(verb) yapıyor, ediyor

Örnek:

The making of this film took over two years.
Bu filmin yapımı iki yıldan fazla sürdü.

manufacture

/ˌmæn.jəˈfæk.tʃɚ/

(verb) üretmek, imal etmek, uydurmak;

(noun) üretim, imalat

Örnek:

The company manufactures cars in its factory.
Şirket, fabrikasında araba üretmektedir.

manufacturing

/ˌmæn.jəˈfæk.tʃɚ.ɪŋ/

(noun) üretim, imalat, imalat süreci

Örnek:

The country's economy relies heavily on manufacturing.
Ülke ekonomisi büyük ölçüde üretime dayanmaktadır.

marathon

/ˈmer.ə.θɑːn/

(noun) maraton, uzun ve yorucu görev, uzun süreli etkinlik

Örnek:

She trained for months to run her first marathon.
İlk maratonunu koşmak için aylarca antrenman yaptı.

margin

/ˈmɑːr.dʒɪn/

(noun) kenar boşluğu, kenar, marj;

(verb) kenar boşluğu bırakmak

Örnek:

Write your notes in the margin of the page.
Notlarınızı sayfanın kenar boşluğuna yazın.

marker

/ˈmɑːr.kɚ/

(noun) markör, keçeli kalem, işaretleyici

Örnek:

Please use a permanent marker for the labels.
Etiketler için kalıcı bir markör kullanın lütfen.

martial

/ˈmɑːr.ʃəl/

(adjective) savaşçı, askeri

Örnek:

The country has a strong martial tradition.
Ülkenin güçlü bir savaşçı geleneği var.

mate

/meɪt/

(noun) arkadaş, dost, eş;

(verb) çiftleşmek, eşleştirmek

Örnek:

He's my best mate from school.
Okuldan en iyi arkadaşım o.

mayor

/mer/

(noun) belediye başkanı

Örnek:

The mayor announced new public safety initiatives.
Belediye başkanı yeni kamu güvenliği girişimlerini duyurdu.

mechanic

/məˈkæn.ɪk/

(noun) tamirci, mekaniker

Örnek:

The car broke down, so I called a mechanic.
Araba bozuldu, bu yüzden bir tamirci çağırdım.

mechanical

/məˈkæn.ɪ.kəl/

(adjective) mekanik, otomatik, düşüncesiz

Örnek:

The car had a mechanical problem.
Arabanın mekanik bir sorunu vardı.

mechanism

/ˈmek.ə.nɪ.zəm/

(noun) mekanizma, işleyiş

Örnek:

The clock's intricate mechanism ensures precise timekeeping.
Saatin karmaşık mekanizması hassas zaman tutmayı sağlar.

medal

/ˈmed.əl/

(noun) madalya;

(verb) madalya vermek, ödüllendirmek

Örnek:

She won a gold medal in the Olympics.
Olimpiyatlarda altın madalya kazandı.

medication

/ˌmed.əˈkeɪ.ʃən/

(noun) ilaç, tedavi, ilaçlama

Örnek:

He is currently on medication for his high blood pressure.
Şu anda yüksek tansiyonu için ilaç kullanıyor.

membership

/ˈmem.bɚ.ʃɪp/

(noun) üyelik, üye sayısı, üyelik tabanı

Örnek:

We offer various types of membership to suit your needs.
İhtiyaçlarınıza uygun çeşitli üyelik türleri sunuyoruz.

memorable

/ˈmem.ər.ə.bəl/

(adjective) unutulmaz, akılda kalıcı

Örnek:

It was a truly memorable performance by the orchestra.
Orkestranın gerçekten unutulmaz bir performansıydı.

metaphor

/ˈmet̬.ə.fɔːr/

(noun) metafor, eğretileme

Örnek:

The phrase 'drowning in debt' is a common metaphor.
'Borç içinde yüzmek' ifadesi yaygın bir metafordur.

miner

/ˈmaɪ.nɚ/

(noun) madenci, madenci (yazılım), veri madencisi

Örnek:

The coal miner spent his life working underground.
Kömür madencisi hayatını yer altında çalışarak geçirdi.

miserable

/ˈmɪz.ɚ.ə.bəl/

(adjective) perişan, sefil, berbat

Örnek:

She felt miserable after failing the exam.
Sınavda başarısız olduktan sonra perişan hissetti.

mode

/moʊd/

(noun) mod, tarz, biçim

Örnek:

The car has a sport mode.
Arabanın spor modu var.

modest

/ˈmɑː.dɪst/

(adjective) mütevazı, ılımlı, edepli

Örnek:

She was always modest about her success.
Başarısı konusunda her zaman mütevazıydı.

monster

/ˈmɑːn.stɚ/

(noun) canavar, ucube, zalim kişi;

(adjective) devasa, muazzam

Örnek:

The child was scared of the monster under his bed.
Çocuk yatağının altındaki canavardan korkuyordu.

monthly

/ˈmʌn.θli/

(adjective) aylık;

(adverb) aylık;

(noun) aylık dergi, aylık yayın

Örnek:

The company holds monthly meetings.
Şirket aylık toplantılar düzenliyor.

monument

/ˈmɑːn.jə.mənt/

(noun) anıt, anıtsal yapı, kalıcı kanıt

Örnek:

The Washington Monument is a famous landmark in the United States.
Washington Anıtı, Amerika Birleşik Devletleri'nde ünlü bir simgedir.

moreover

/ˌmɔːrˈoʊ.vɚ/

(adverb) üstelik, ayrıca

Örnek:

The house is beautiful; moreover, it's in a great location.
Ev güzel; üstelik, harika bir konumda.

mortgage

/ˈmɔːr.ɡɪdʒ/

(noun) ipotek, konut kredisi;

(verb) ipotek etmek

Örnek:

They took out a mortgage to buy their new house.
Yeni evlerini almak için ipotek çektiler.

mosque

/mɑːsk/

(noun) cami

Örnek:

The call to prayer echoed from the nearby mosque.
Ezan sesi yakındaki camiden yankılandı.

motion

/ˈmoʊ.ʃən/

(noun) hareket, devinim, önerge;

(verb) işaret etmek, el kol hareketi yapmak

Örnek:

The car came to a sudden stop, throwing us forward with the motion.
Araba aniden durdu, bizi hareketle ileri fırlattı.

motivate

/ˈmoʊ.t̬ə.veɪt/

(verb) motive etmek, teşvik etmek

Örnek:

He is highly motivated by success.
Başarı onu çok motive ediyor.

motivation

/ˌmoʊ.t̬əˈveɪ.ʃən/

(noun) motivasyon, güdü, istek

Örnek:

His motivation for working hard was to provide for his family.
Çok çalışmasının motivasyonu ailesine bakmaktı.

moving

/ˈmuː.vɪŋ/

(adjective) duygusal, etkileyici, hareketli;

(noun) hareket, taşınma, yer değiştirme

Örnek:

It was a very moving speech.
Çok duygusal bir konuşmaydı.

myth

/mɪθ/

(noun) mit, efsane, yanlış inanış

Örnek:

The ancient Greeks had many myths about their gods and goddesses.
Antik Yunanlıların tanrıları ve tanrıçaları hakkında birçok miti vardı.
Bu kelime setini Lingoland'da öğren