Avatar of Vocabulary Set Top 51 - 75 Verbs

En Sık Kullanılan 500 İngilizce Fiil İçinde Top 51 - 75 Verbs Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste

'En Sık Kullanılan 500 İngilizce Fiil' içinde 'Top 51 - 75 Verbs' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...

Bu kelime setini Lingoland'da öğren

Şimdi Öğren

eat

/iːt/

(verb) yemek, tüketmek, yemek yemek

Örnek:

I like to eat breakfast early.
Erken kahvaltı yapmayı severim.

believe

/bɪˈliːv/

(verb) inanmak

Örnek:

I believe that he is telling the truth.
Onun doğruyu söylediğine inanıyorum.

write

/raɪt/

(verb) yazmak, bestelemek, kaleme almak

Örnek:

Please write your name clearly at the top of the form.
Lütfen adınızı formun üstüne açıkça yazın.

speak

/spiːk/

(verb) konuşmak, söylemek, konuşma yapmak

Örnek:

He didn't speak a word.
Tek kelime etmedi.

laugh

/læf/

(verb) gülmek;

(noun) gülüş

Örnek:

She couldn't help but laugh at his joke.
Şakasına gülmekten kendini alamadı.

wait

/weɪt/

(verb) beklemek, hazır olmak;

(noun) bekleme, bekleyiş

Örnek:

I'll wait for you at the corner.
Seni köşede bekleyeceğim.

run

/rʌn/

(verb) koşmak, çalışmak, işlemek;

(noun) koşu, dönem, süre

Örnek:

She decided to run a marathon next year.
Gelecek yıl bir maraton koşmaya karar verdi.

begin

/bɪˈɡɪn/

(verb) başlamak, girişmek, kaynaklanmak

Örnek:

The meeting will begin at 9 AM.
Toplantı sabah 9'da başlayacak.

stop

/stɑːp/

(noun) durma, son, durak;

(verb) durdurmak, engellemek, durmak

Örnek:

The car came to a sudden stop.
Araba aniden durdu.

buy

/baɪ/

(verb) satın almak, almak, inanmak;

(noun) satın alma, alışveriş

Örnek:

I want to buy a new car.
Yeni bir araba satın almak istiyorum.

lose

/luːz/

(verb) kaybetmek, yitirmek

Örnek:

I don't want to lose my job.
İşimi kaybetmek istemiyorum.

pay

/peɪ/

(verb) ödemek, tazmin etmek, bedelini ödemek;

(noun) maaş, ücret

Örnek:

I need to pay the rent by tomorrow.
Yarın akşama kadar kirayı ödemem gerekiyor.

read

/riːd/

(verb) okumak, yorumlamak, anlamak;

(noun) okuma

Örnek:

She loves to read books in her free time.
Boş zamanlarında kitap okumayı sever.

hit

/hɪt/

(verb) vurmak, çarpmak, zarar vermek;

(noun) vuruş, darbe, hit

Örnek:

He accidentally hit his thumb with a hammer.
Yanlışlıkla başparmağına çekiçle vurdu.

include

/ɪnˈkluːd/

(verb) içermek, kapsamak, eklemek

Örnek:

The price includes tax and service charge.
Fiyata vergi ve servis ücreti dahildir.

build

/bɪld/

(verb) inşa etmek, kurmak, artmak;

(noun) yapı, vücut yapısı

Örnek:

They plan to build a new house next year.
Gelecek yıl yeni bir ev inşa etmeyi planlıyorlar.

hold

/hoʊld/

(verb) tutmak, taşımak, alıkoymak;

(noun) tutuş, kavrama, bekleme

Örnek:

Can you hold this for a moment?
Bunu bir anlığına tutar mısın?

allow

/əˈlaʊ/

(verb) izin vermek, müsaade etmek, sağlamak

Örnek:

My parents don't allow me to stay out late.
Ailem geç saatlere kadar dışarıda kalmama izin vermiyor.

stay

/steɪ/

(verb) kalmak, durmak, sürmek;

(noun) konaklama, kalış

Örnek:

Please stay here until I return.
Ben dönene kadar burada kalın lütfen.

spend

/spend/

(verb) harcamak, geçirmek;

(noun) harcama

Örnek:

How much did you spend on your new car?
Yeni arabanıza ne kadar harcadınız?

sit

/sɪt/

(verb) oturmak, yer almak, bakmak;

(noun) oturma, oturuş

Örnek:

Please sit down.
Lütfen otur.

follow

/ˈfɑː.loʊ/

(verb) takip etmek, izlemek, uymak;

(noun) takipçi, ilgi alanı

Örnek:

The dog followed its owner everywhere.
Köpek sahibini her yere takip etti.

grow

/ɡroʊ/

(verb) büyümek, artmak, yetiştirmek

Örnek:

The company's profits continue to grow.
Şirketin karları büyümeye devam ediyor.

lead

/liːd/

(noun) öncülük, örnek, liderlik;

(verb) yol göstermek, liderlik etmek, yönetmek

Örnek:

She took the lead in organizing the event.
Etkinliği düzenlemede öncülük etti.

continue

/kənˈtɪn.juː/

(verb) devam etmek, sürmek, yeniden başlamak

Örnek:

He decided to continue his studies abroad.
Yurt dışında eğitimine devam etmeye karar verdi.
Bu kelime setini Lingoland'da öğren