B2 Seviyesi İçinde B2 - Devlerin Omuzlarında Durmak! Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste
'B2 Seviyesi' içinde 'B2 - Devlerin Omuzlarında Durmak!' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...
Bu kelime setini Lingoland'da öğren
Şimdi Öğren(adjective) analitik
Örnek:
(adjective) karşılaştırmalı, nispi;
(noun) karşılaştırmalı
Örnek:
(adjective) tanımlayıcı, betimleyici
Örnek:
(verb) alıntı yapmak, bahsetmek, belirtmek
Örnek:
(verb) sınıflandırmak, kategorize etmek, gizli tutmak
Örnek:
(verb) derlemek, toplamak, oluşturmak
Örnek:
(noun) davranış, yönetim, idare;
(verb) yürütmek, yapmak, yönetmek
Örnek:
(verb) kanıtlamak, göstermek, tanıtmak
Örnek:
(verb) türetmek, elde etmek, dayandırmak
Örnek:
(verb) tespit etmek, bulmak, saptamak
Örnek:
(noun) belge, evrak;
(verb) belgelemek, kaydetmek
Örnek:
(noun) tahmin, değerlendirme;
(verb) tahmin etmek, değer biçmek
Örnek:
(verb) değerlendirmek, tahmin etmek, ölçmek
Örnek:
(verb) ima etmek, kastetmek, gerektirmek
Örnek:
(verb) yorumlamak, açıklamak, tercümanlık yapmak
Örnek:
(verb) gözlemlemek, fark etmek, belirtmek
Örnek:
(noun) taslak, ana hat, özet;
(verb) ana hatlarını çizmek, taslağını çıkarmak, belirginleştirmek
Örnek:
(noun) anket, araştırma, inceleme;
(verb) incelemek, gözden geçirmek, ölçmek
Örnek:
(noun) vaka çalışması
Örnek:
(noun) çizelge, harita;
(verb) haritalandırmak, kaydetmek, izlemek
Örnek:
(noun) diyagram, şema, çizim;
(verb) diyagramını çizmek, şematize etmek
Örnek:
(noun) değerlendirme, takdir
Örnek:
(noun) hipotez, varsayım
Örnek:
(noun) deney, tecrübe, girişim;
(verb) deney yapmak, tecrübe etmek
Örnek:
(noun) örnek, numune;
(verb) örneklemek, tatmak
Örnek:
(adjective) değişken, istikrarsız;
(noun) değişken
Örnek:
(noun) alet, enstrüman, müzik aleti;
(verb) enstrümanlarla donatmak, alet takmak
Örnek:
(noun) anket, sorgulama
Örnek:
(noun) atıf, referans, kaynak;
(verb) atıfta bulunmak, referans vermek
Örnek:
(noun) duruşma, yargılama, deneme;
(verb) denemek, test etmek
Örnek:
(phrase) deneme yanılma, deneme ve hata
Örnek:
(noun) bulma, keşif, bulgu
Örnek:
(noun) kanun, hukuk, yasa
Örnek:
(noun) model, maket, manken;
(verb) modellik yapmak, sergilemek, şekil vermek
Örnek:
(noun) ilke, prensip, yasa
Örnek:
(noun) prosedür, işlem
Örnek:
(noun) kanıt, delil, prova;
(verb) kanıtlamak, ispatlamak, su geçirmez yapmak;
(adjective) -geçirmez, -dayanıklı
Örnek: