Avatar of Vocabulary Set A1 - Edatlar ve Belirleyiciler

Seviye A1 İçinde A1 - Edatlar ve Belirleyiciler Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste

'Seviye A1' içinde 'A1 - Edatlar ve Belirleyiciler' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...

Bu kelime setini Lingoland'da öğren

Şimdi Öğren

before

/bɪˈfɔːr/

(preposition) önce, önünde;

(adverb) daha önce, önceden;

(conjunction) -den önce

Örnek:

Always wash your hands before eating.
Yemekten önce her zaman ellerinizi yıkayın.

after

/ˈæf.tɚ/

(preposition) sonra, arkasında, peşinden;

(adverb) sonra, ardından;

(conjunction) peşinde, aramak

Örnek:

She arrived after the meeting had started.
Toplantı başladıktan sonra geldi.

at

/æt/

(preposition) -de, -da, -te

Örnek:

She is at the park.
O parkta.

in

/ɪn/

(preposition) içinde, sonra;

(adverb) içeri, evde, ofiste;

(adjective) moda, popüler

Örnek:

The keys are in the drawer.
Anahtarlar çekmecede.

on

/ɑːn/

(preposition) üzerinde, üstünde, de;

(adverb) açık, çalışır durumda, devam;

(adjective) devam eden, planlanmış

Örnek:

The book is on the table.
Kitap masanın üzerinde.

below

/bɪˈloʊ/

(preposition) altında, aşağıda, alt kısımda;

(adverb) aşağıda, alt kısımda

Örnek:

The sun disappeared below the horizon.
Güneş ufkun altında kayboldu.

above

/əˈbʌv/

(preposition) üstünde, yukarısında, üzerinde;

(adverb) yukarıda, üstte, daha yüksek;

(adjective) yukarıdaki, bahsedilen;

(noun) yukarıdaki, bahsedilen

Örnek:

The birds flew above the clouds.
Kuşlar bulutların üzerinde uçtu.

across

/əˈkrɑːs/

(preposition) karşısında, boyunca;

(adverb) karşıya, boyunca, anlaşılır bir şekilde

Örnek:

She walked across the street.
Sokağın karşısına geçti.

near

/nɪr/

(adverb) yakın, yakında;

(preposition) yakınında;

(adjective) yakın, yaklaşan;

(verb) yaklaşmak, yakınlaşmak

Örnek:

The school is quite near.
Okul oldukça yakın.

between

/bɪˈtwiːn/

(preposition) arasında;

(adverb) arasında

Örnek:

The ball rolled between the two cars.
Top iki arabanın arasından yuvarlandı.

next to

/ˈnekst tə/

(preposition) yanında, bitişiğinde, neredeyse

Örnek:

The park is next to the library.
Park kütüphanenin yanında.

behind

/bɪˈhaɪnd/

(preposition) arkasında, destekleyen;

(adverb) arkada, geride, gecikmiş;

(adjective) geride, daha az başarılı

Örnek:

The dog was hiding behind the couch.
Köpek kanepenin arkasında saklanıyordu.

in front of

/ɪn frʌnt əv/

(preposition) önünde, huzurunda

Örnek:

The car is parked in front of the house.
Araba evin önünde park edilmiş.

with

/wɪð/

(preposition) ile, beraber, sahip;

(adverb) ile, yanında

Örnek:

She went to the party with her friends.
Partiye arkadaşları ile gitti.

to

/tuː/

(preposition) -e, -a, için

Örnek:

We are going to the store.

Mağazaya gidiyoruz.

another

/əˈnʌð.ɚ/

(determiner) başka bir, bir tane daha, başka;

(pronoun) başka biri, bir tane daha

Örnek:

Can I have another piece of cake?
Bir dilim daha kek alabilir miyim?

this

/ðɪs/

(determiner) bu;

(pronoun) bu;

(adverb) bu kadar, böyle

Örnek:

Don't listen to this guy.
Bu adama kulak asma.

that

/ðæt/

(determiner) o, şu;

(pronoun) o, şu;

(adverb) o kadar, böyle;

(conjunction) ki, dığını, olan

Örnek:

Look at that beautiful sunset!
Şu güzel gün batımına bak!

both

/boʊθ/

(determiner) her ikisi de, hem...hem de;

(pronoun) her ikisi de;

(conjunction) hem...hem de

Örnek:

Both of them are coming to the party.
İkisi de partiye geliyor.

such

/sʌtʃ/

(determiner) böyle, o kadar, gibi;

(pronoun) böyle, öyle;

(adverb) çok, o kadar

Örnek:

I've never seen such a mess!
Hiç böyle bir dağınıklık görmedim!

what

/wɑːt/

(pronoun) ne, hangi;

(determiner) ne, hangi;

(adverb) ne;

(interjection) ne

Örnek:

What is your name?
Adın ne?

whatever

/wɑːˈt̬ev.ɚ/

(determiner) her ne, ne olursa olsun;

(pronoun) her ne, ne olursa olsun;

(exclamation) fark etmez, ne olursa olsun

Örnek:

Take whatever you need from the pantry.
Kilerde neye ihtiyacın varsa onu al.

which

/wɪtʃ/

(determiner) hangi;

(pronoun) hangisi, ki, hangi

Örnek:

Which book do you want?
Hangi kitabı istiyorsun?

over

/ˈoʊ.vɚ/

(preposition) üzerinde, üstünde, üzerinden;

(adverb) bitti, sona erdi, diğer tarafa;

(adjective) bitti, sona erdi

Örnek:

The plane flew over the city.
Uçak şehrin üzerinden uçtu.
Bu kelime setini Lingoland'da öğren