"taken in" kelimesinin Türkçe anlamı

"taken in" İngilizce'de ne anlama geliyor? Lingoland ile bu kelimenin anlamını, telaffuzunu ve özel kullanımını keşfedin

taken in

US /ˈteɪkən ɪn/
UK /ˈteɪkən ɪn/

Deyimsel Fiil

1.

kandırmak, aldatmak

to deceive or trick someone

Örnek:
Don't be taken in by his charm; he's not trustworthy.
Onun cazibesine kanma; o güvenilir değil.
She was completely taken in by the scam.
Dolandırıcılıkla tamamen kandırıldı.
2.

misafir etmek, evine almak

to allow someone to stay in your home

Örnek:
They took in the homeless family for the winter.
Evsiz aileyi kış boyunca misafir ettiler.
She was taken in by her aunt after her parents passed away.
Anne babası vefat ettikten sonra teyzesi tarafından evine alındı.
3.

kavramak, algılamak

to understand or absorb information

Örnek:
It took me a while to take in all the details of the plan.
Planın tüm detaylarını kavramam biraz zaman aldı.
There was too much information to take in at once.
Bir kerede algılamak için çok fazla bilgi vardı.
4.

daraltmak, küçültmek

to make clothes smaller

Örnek:
This dress is too big; I need to have it taken in.
Bu elbise çok büyük; daraltmam gerekiyor.
The tailor will take in the waist of your trousers.
Terzi pantolonunuzun belini daraltacak.