sparks kelimesinin Türkçe anlamı
sparks İngilizce'de ne anlama geliyor? Lingoland ile bu kelimenin anlamını, telaffuzunu ve özel kullanımını keşfedin
sparks
US /spɑːrks/
UK /spɑːks/
İsim
1.
kıvılcımlar
tiny glowing particles thrown off from a fire or produced by friction
Örnek:
•
The campfire sent sparks flying into the night sky.
Kamp ateşi gece gökyüzüne kıvılcımlar saçtı.
•
You could see the sparks when the metal hit the stone.
Metal taşa çarptığında kıvılcımları görebiliyordunuz.
2.
kıvılcım, parıltı
a trace of a quality or intense feeling
Örnek:
•
There was a spark of hope in her eyes.
Gözlerinde bir umut kıvılcımı vardı.
•
Their conversation lacked any real spark.
Konuşmalarında gerçek bir kıvılcım yoktu.
Fiil
tetiklemek, canlandırmak
to ignite or activate something
Örnek:
•
The argument sparked a heated debate among the colleagues.
Tartışma, meslektaşlar arasında hararetli bir tartışmayı tetikledi.
•
His innovative idea sparked interest from investors.
Yenilikçi fikri yatırımcıların ilgisini çekti.
İlgili Kelime: