solitary kelimesinin Türkçe anlamı
solitary İngilizce'de ne anlama geliyor? Lingoland ile bu kelimenin anlamını, telaffuzunu ve özel kullanımını keşfedin
solitary
US /ˈsɑː.lə.ter.i/
UK /ˈsɒl.ɪ.tər.i/
Sıfat
1.
yalnız, tek başına
done or existing alone
Örnek:
•
He enjoys long, solitary walks in the mountains.
Dağlarda uzun, yalnız yürüyüşlerden hoşlanır.
•
The old lighthouse stood in solitary splendor on the cliff.
Eski deniz feneri uçurumda yalnız bir ihtişamla duruyordu.
2.
ıssız, kimsesiz
(of a place) secluded or unfrequented
Örnek:
•
They found a solitary beach where they could relax in peace.
Huzur içinde dinlenebilecekleri ıssız bir plaj buldular.
•
The cabin was located in a solitary spot deep in the woods.
Kulübe ormanın derinliklerinde ıssız bir yerde bulunuyordu.
3.
yalnız yaşayan, soliter
(of an animal or bird) living alone or in pairs rather than in a group
Örnek:
•
The tiger is a solitary hunter.
Kaplan yalnız bir avcıdır.
•
Most owls are solitary creatures.
Çoğu baykuş yalnız yaratıklardır.
İsim
yalnız kişi, yalnız şey
a solitary person or thing
Örnek:
•
He was a true solitary, preferring his own company to that of others.
Gerçek bir yalnızdı, başkalarının arkadaşlığına kendi yalnızlığını tercih ederdi.
•
The old tree stood as a proud solitary in the vast field.
Yaşlı ağaç, geniş tarlada gururlu bir yalnız olarak duruyordu.
İlgili Kelime: