slipstream kelimesinin Türkçe anlamı

slipstream İngilizce'de ne anlama geliyor? Lingoland ile bu kelimenin anlamını, telaffuzunu ve özel kullanımını keşfedin

slipstream

US /ˈslɪp.striːm/
UK /ˈslɪp.striːm/

İsim

1.

hava akımı, su akımı

a current of air or water driven back by a revolving propeller or jet engine

Örnek:
The boat left a long slipstream behind it.
Tekne arkasında uzun bir hava akımı bıraktı.
The cyclist tried to get into the slipstream of the lead rider.
Bisikletçi, lider sürücünün hava akımına girmeye çalıştı.
2.

rüzgar, eğilim, etki

a following movement or trend

Örnek:
The new product rode the slipstream of the latest technological advancements.
Yeni ürün, son teknolojik gelişmelerin rüzgarını arkasına aldı.
Many smaller companies thrive in the slipstream of larger corporations.
Birçok küçük şirket, büyük şirketlerin ardından gelişir.

Fiil

hava akımını kullanmak, arkasından gitmek

to follow closely behind another vehicle or person to take advantage of their slipstream

Örnek:
The racing car tried to slipstream its opponent on the straight.
Yarış arabası düzlükte rakibinin hava akımını kullanmaya çalıştı.
The smaller boat was able to slipstream the larger vessel through the choppy waters.
Küçük tekne, çalkantılı sularda daha büyük geminin hava akımını kullanarak ilerleyebildi.