slinging kelimesinin Türkçe anlamı
slinging İngilizce'de ne anlama geliyor? Lingoland ile bu kelimenin anlamını, telaffuzunu ve özel kullanımını keşfedin
slinging
US /ˈslɪŋɪŋ/
UK /ˈslɪŋɪŋ/
Fiil
1.
fırlatmak, atmak
to throw or hurl forcefully
Örnek:
•
He was slinging rocks into the river.
Nehre taş fırlatıyordu.
•
The machine was slinging out packages at a rapid rate.
Makine hızlı bir şekilde paketleri fırlatıyordu.
2.
taşımak, asmak
to carry or wear something loosely, often over the shoulder
Örnek:
•
She was slinging her backpack over one shoulder.
Sırt çantasını tek omzuna atıyordu.
•
He had a camera slinging around his neck.
Boynunda bir kamera asılıydı.
3.
satmak, ticaret yapmak
to sell or deal in something, especially illegally or informally
Örnek:
•
He was caught slinging drugs in the neighborhood.
Mahallede uyuşturucu satarken yakalandı.
•
They're slinging cheap T-shirts at the market.
Pazarda ucuz tişörtler satıyorlar.
İlgili Kelime: