prick kelimesinin Türkçe anlamı

prick İngilizce'de ne anlama geliyor? Lingoland ile bu kelimenin anlamını, telaffuzunu ve özel kullanımını keşfedin

prick

US /prɪk/
UK /prɪk/

Fiil

1.

batırmak, delmek

to pierce (something) with a sharp point

Örnek:
She accidentally pricked her finger with a needle.
Yanlışlıkla parmağını iğneyle batırdı.
The rose thorns pricked his skin.
Gül dikenleri cildini batırdı.
2.

batmak, acı vermek

to cause a sharp, stinging sensation

Örnek:
A sudden pain pricked her side.
Ani bir ağrı yan tarafını batırdı.
His conscience pricked him for his dishonesty.
Vicdanı, dürüst olmadığı için onu rahatsız etti.

İsim

1.

batma, delik

a small hole or mark made by a sharp point

Örnek:
There was a tiny prick on her finger where the needle had gone in.
İğnenin girdiği yerde parmağında küçük bir delik vardı.
He felt a sharp prick as the thorn entered his skin.
Diken cildine girdiğinde keskin bir batma hissetti.
2.

pislik, şerefsiz

(slang, offensive) a contemptible man

Örnek:
He's such a prick, always trying to annoy everyone.
O tam bir pislik, hep herkesi sinir etmeye çalışıyor.
Don't be a prick, just admit you were wrong.
Pislik olma, sadece haksız olduğunu kabul et.