playing kelimesinin Türkçe anlamı
playing İngilizce'de ne anlama geliyor? Lingoland ile bu kelimenin anlamını, telaffuzunu ve özel kullanımını keşfedin
playing
US /ˈpleɪ.ɪŋ/
UK /ˈpleɪ.ɪŋ/

Fiil
1.
oynamak, eğlenmek
engaging in an activity for enjoyment and recreation rather than for a serious or practical purpose
Örnek:
•
The children are playing in the park.
Çocuklar parkta oynuyor.
•
He spends his weekends playing video games.
Hafta sonlarını video oyunları oynayarak geçiriyor.
2.
oynamak, spor yapmak
taking part in a game or sport
Örnek:
•
They are playing football on the field.
Sahada futbol oynuyorlar.
•
She's playing tennis with her friend.
Arkadaşıyla tenis oynuyor.
3.
oynamak, canlandırmak
performing a role in a theatrical production or film
Örnek:
•
She is playing the lead role in the new movie.
Yeni filmde başrolü oynuyor.
•
He's playing Hamlet in the school play.
Okul oyununda Hamlet'i oynuyor.
4.
çalmak, oynatmak
operating a device, especially a musical instrument or a recording device
Örnek:
•
She's playing the piano beautifully.
Piyano'yu harika bir şekilde çalıyor.
•
The DJ is playing some great music tonight.
DJ bu gece harika müzikler çalıyor.
Sıfat
1.
oyun, kaçak
used for or engaged in play
Örnek:
•
The children were in a playing mood.
Çocuklar oyun havasındaydı.
•
He was caught playing truant from school.
Okuldan kaçarken yakalandı.
Bu kelimeyi Lingoland'da öğren