lines kelimesinin Türkçe anlamı

lines İngilizce'de ne anlama geliyor? Lingoland ile bu kelimenin anlamını, telaffuzunu ve özel kullanımını keşfedin

lines

US /laɪnz/
UK /laɪnz/

Çoğul İsim

1.

çizgiler

long, narrow marks or bands

Örnek:
Draw two parallel lines on the paper.
Kağıda iki paralel çizgi çizin.
The artist used bold lines to create a dramatic effect.
Sanatçı dramatik bir etki yaratmak için cesur çizgiler kullandı.
2.

dizeler, replikler

rows of written or printed words

Örnek:
Read the first few lines of the poem.
Şiirin ilk birkaç dizesini okuyun.
The actor forgot his lines during the play.
Aktör oyun sırasında repliklerini unuttu.
3.

sıralar, kuyruklar

a sequence of people or things

Örnek:
There was a long line of people waiting for tickets.
Bilet bekleyen uzun bir insan sırası vardı.
The cars were parked in neat lines.
Arabalar düzenli sıralar halinde park edilmişti.

Fiil

sıraya girmek, dizmek

to form a line or lines

Örnek:
The students lined up for lunch.
Öğrenciler öğle yemeği için sıraya girdi.
They lined the street with flags.
Sokağı bayraklarla dizdiler.