leverage kelimesinin Türkçe anlamı

leverage İngilizce'de ne anlama geliyor? Lingoland ile bu kelimenin anlamını, telaffuzunu ve özel kullanımını keşfedin

leverage

US /ˈlev.ɚ.ɪdʒ/
UK /ˈliː.vər.ɪdʒ/
"leverage" picture

İsim

1.

kaldıraç, avantaj, etki

the use of a small amount of something to produce a large effect

Örnek:
The company used its brand recognition as leverage to enter new markets.
Şirket, marka bilinirliğini yeni pazarlara girmek için bir kaldıraç olarak kullandı.
Having a good education can give you significant leverage in your career.
İyi bir eğitim almak, kariyerinizde önemli bir avantaj sağlayabilir.
2.

kaldıraç, borç/öz sermaye oranı

the ratio of a company's debt to its equity; the use of borrowed capital to finance an investment

Örnek:
High financial leverage can increase both potential returns and risks.
Yüksek finansal kaldıraç hem potansiyel getirileri hem de riskleri artırabilir.
The company decided to reduce its leverage to improve its financial stability.
Şirket, finansal istikrarını artırmak için kaldıraç oranını düşürmeye karar verdi.

Fiil

kullanmak, faydalanmak

to use something to maximum advantage

Örnek:
We need to leverage our existing resources to achieve better results.
Daha iyi sonuçlar elde etmek için mevcut kaynaklarımızı kullanmalıyız.
The team was able to leverage their diverse skills to solve the complex problem.
Ekip, karmaşık sorunu çözmek için çeşitli becerilerini kullanabildi.