halve kelimesinin Türkçe anlamı

halve İngilizce'de ne anlama geliyor? Lingoland ile bu kelimenin anlamını, telaffuzunu ve özel kullanımını keşfedin

halve

US /hæv/
UK /hɑːv/

İsim

yarım, yarı

one of two equal parts of a whole

Örnek:
I'll take the top half of the cake.
Pastanın üst yarısını alacağım.
He only ate half of his sandwich.
Sandviçinin sadece yarısını yedi.

Belirleyici

yarım

constituting a half

Örnek:
We waited for half an hour.
Yarım saat bekledik.
She drank half a glass of water.
Yarım bardak su içti.

Zarf

yarım, kısmen

to the extent of half; partly

Örnek:
The job is only half done.
İşin sadece yarısı bitti.
He was half asleep during the lecture.
Ders sırasında yarı uykudaydı.

Fiil

ikiye bölmek, yarıya indirmek

divide into two equal parts

Örnek:
Can you half the apple for me?
Elmayı benim için ikiye bölebilir misin?
We decided to half the profits.
Kârı ikiye bölmeye karar verdik.