gall kelimesinin Türkçe anlamı

gall İngilizce'de ne anlama geliyor? Lingoland ile bu kelimenin anlamını, telaffuzunu ve özel kullanımını keşfedin

gall

US /ɡɑːl/
UK /ɡɔːl/

İsim

1.

cüret, küstahlık

bold, impudent behavior

Örnek:
He had the gall to ask me for money after insulting me.
Bana hakaret ettikten sonra benden para isteyecek cürete sahipti.
I can't believe the gall of some people.
Bazı insanların küstahlığına inanamıyorum.
2.

safra

bile, especially that of an animal

Örnek:
The ancient physicians believed that an excess of black gall caused melancholy.
Antik hekimler, siyah safranın fazlalığının melankoliye neden olduğuna inanıyordu.
The bitter taste of gall is often associated with extreme unpleasantness.
Safranın acı tadı genellikle aşırı tatsızlıkla ilişkilendirilir.
3.

yara, tahriş

a sore on the skin, especially of a horse, caused by rubbing

Örnek:
The saddle caused a painful gall on the horse's back.
Eyer, atın sırtında ağrılı bir yara oluşturdu.
He carefully treated the gall on his dog's paw.
Köpeğinin patisindeki yarayı dikkatlice tedavi etti.

Fiil

1.

sinirlendirmek, canını sıkmak

make (someone) feel annoyed, exasperated, or bitter

Örnek:
His constant complaining began to gall her.
Sürekli şikayetleri onu sinirlendirmeye başladı.
It galled him that she was so successful.
Onun bu kadar başarılı olması onu sinirlendiriyordu.
2.

tahriş etmek, yara yapmak

make a sore by rubbing

Örnek:
The rough rope began to gall his skin.
Kaba ip cildini tahriş etmeye başladı.
The ill-fitting shoes would gall his feet during the long walk.
Uymayan ayakkabılar uzun yürüyüş sırasında ayaklarını tahriş ederdi.