encumber kelimesinin Türkçe anlamı
encumber İngilizce'de ne anlama geliyor? Lingoland ile bu kelimenin anlamını, telaffuzunu ve özel kullanımını keşfedin
encumber
US /ɪnˈkʌm.bɚ/
UK /ɪnˈkʌm.bər/
Fiil
1.
engellemek, ayak bağı olmak
to restrict or burden someone or something in such a way that free action or movement is difficult
Örnek:
•
She was encumbered by her heavy winter coat and boots.
Ağır kışlık paltosu ve botları yüzünden hareketleri kısıtlanmıştı.
•
The rescue operation was encumbered by bad weather.
Kurtarma operasyonu kötü hava koşulları nedeniyle aksadı.
2.
borca sokmak, yüklemek
to saddle a person or estate with a debt or mortgage
Örnek:
•
The property is encumbered with a large mortgage.
Mülk üzerinde büyük bir ipotek yükü var.
•
He didn't want to encumber his children with his debts.
Çocuklarına borçlarıyla yük olmak istemiyordu.