elevated kelimesinin Türkçe anlamı

elevated İngilizce'de ne anlama geliyor? Lingoland ile bu kelimenin anlamını, telaffuzunu ve özel kullanımını keşfedin

elevated

US /ˈel.ə.veɪ.t̬ɪd/
UK /ˈel.ɪ.veɪ.tɪd/
"elevated" picture

Sıfat

1.

yüksek, yükseltilmiş

situated or placed higher than the usual or surrounding level

Örnek:
The house was built on an elevated platform to protect it from floods.
Ev, sellerden korunmak için yüksek bir platform üzerine inşa edildi.
We enjoyed the elevated view of the city from the rooftop.
Çatıdan şehrin yüksek manzarasının keyfini çıkardık.
2.

yüksek, asil

of a high intellectual or moral standard

Örnek:
His speech was full of elevated language and complex ideas.
Konuşması yüksek bir dil ve karmaşık fikirlerle doluydu.
She always maintained an elevated sense of dignity.
Her zaman yüksek bir onur duygusu taşıdı.
3.

yüksek, coşkulu

(of a mood or feeling) intense or exalted

Örnek:
He was in an elevated mood after receiving the good news.
İyi haberi aldıktan sonra yüksek bir ruh halindeydi.
The music created an elevated sense of excitement.
Müzik, yüksek bir heyecan duygusu yarattı.