circumstantial kelimesinin Türkçe anlamı

circumstantial İngilizce'de ne anlama geliyor? Lingoland ile bu kelimenin anlamını, telaffuzunu ve özel kullanımını keşfedin

circumstantial

US /ˌsɝː.kəmˈstæn.ʃəl/
UK /ˌsɜː.kəmˈstæn.ʃəl/

Sıfat

1.

dolaylı, durumsal

pointing indirectly toward someone's guilt but not conclusively proving it

Örnek:
The prosecution's case was based entirely on circumstantial evidence.
Savcılığın davası tamamen dolaylı kanıtlara dayanıyordu.
There was no direct proof, only circumstantial evidence linking him to the crime.
Doğrudan bir kanıt yoktu, sadece onu suça bağlayan dolaylı kanıtlar vardı.
2.

durumsal, koşullara bağlı

of, relating to, or dependent on circumstances

Örnek:
His decision was purely circumstantial, based on the immediate needs of the team.
Kararı tamamen durumsaldı, ekibin acil ihtiyaçlarına dayanıyordu.
The success of the plan was highly circumstantial, depending on many external factors.
Planın başarısı oldukça durumsaldı, birçok dış faktöre bağlıydı.