brazen kelimesinin Türkçe anlamı

brazen İngilizce'de ne anlama geliyor? Lingoland ile bu kelimenin anlamını, telaffuzunu ve özel kullanımını keşfedin

brazen

US /ˈbreɪ.zən/
UK /ˈbreɪ.zən/
"brazen" picture

Sıfat

1.

arsız, yüzsüz, küstah

bold and without shame

Örnek:
He told a brazen lie to the police.
Polise arsızca bir yalan söyledi.
The thieves committed a brazen robbery in broad daylight.
Hırsızlar gün ortasında küstahça bir soygun gerçekleştirdi.
2.

pirinçten yapılmış

made of brass

Örnek:
The brazen gates of the palace shone in the sun.
Sarayın pirinç kapıları güneşte parlıyordu.
He struck the brazen shield with his sword.
Kılıcıyla pirinç kalkana vurdu.

Fiil

pişkinliğe vurmak, arsızca davranmak

to endure or face a difficult situation with confidence or lack of shame (usually followed by 'it out')

Örnek:
Despite the evidence against him, he decided to brazen it out.
Aleyhindeki delillere rağmen, durumu yüzsüzlükle geçiştirmeye karar verdi.
She knew she was caught, but she tried to brazen it out anyway.
Yakalandığını biliyordu ama yine de pişkinliğe vurmaya çalıştı.