bloat kelimesinin Türkçe anlamı
bloat İngilizce'de ne anlama geliyor? Lingoland ile bu kelimenin anlamını, telaffuzunu ve özel kullanımını keşfedin
bloat
US /bloʊt/
UK /bləʊt/
Fiil
1.
şişmek, kabarmak
to make or become swollen with fluid or gas
Örnek:
•
Eating too much salt can make you bloat.
Çok fazla tuz yemek sizi şişirebilir.
•
His stomach began to bloat after the large meal.
Büyük yemekten sonra midesi şişmeye başladı.
2.
şişirmek, gereksiz yere büyütmek
to make something larger or more extensive than necessary
Örnek:
•
The company's bureaucracy began to bloat, slowing down decision-making.
Şirketin bürokrasisi şişmeye başladı, karar alma sürecini yavaşlattı.
•
Adding too many features can bloat the software.
Çok fazla özellik eklemek yazılımı şişirebilir.
İsim
şişkinlik, kabarma
an act of swelling or being swollen, especially with fluid or gas
Örnek:
•
She experienced some abdominal bloat after the meal.
Yemekten sonra karın şişkinliği yaşadı.
•
The software suffered from feature bloat, making it slow and difficult to use.
Yazılım, özellik şişkinliği nedeniyle yavaş ve kullanımı zor hale geldi.