Avatar of Vocabulary Set Çevrimiçi Medya

Medya İçinde Çevrimiçi Medya Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste

'Medya' içinde 'Çevrimiçi Medya' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...

Bu kelime setini Lingoland'da öğren

Şimdi Öğren

account

/əˈkaʊnt/

(noun) anlatım, rapor, açıklama;

(verb) saymak, açıklamak

Örnek:

She gave a detailed account of her travels.
Seyahatlerinin detaylı bir anlatımını yaptı.

password

/ˈpæs.wɝːd/

(noun) şifre, parola

Örnek:

Please enter your password to log in.
Giriş yapmak için lütfen şifrenizi girin.

social bookmarking

/ˈsoʊʃəl ˈbʊkˌmɑːrkɪŋ/

(noun) sosyal imleme, sosyal yer imi

Örnek:

Social bookmarking allows users to store, organize, and share web pages.
Sosyal imleme, kullanıcıların web sayfalarını depolamasına, düzenlemesine ve paylaşmasına olanak tanır.

site

/saɪt/

(noun) yer, alan, mevki;

(verb) yerleştirmek, kurmak, konumlandırmak

Örnek:

The construction of the new school is on a large site.
Yeni okulun inşaatı geniş bir arazi üzerinde.

web

/web/

(noun) ağ, örümcek ağı, web;

(verb) ağla kaplamak, perdeli olmak

Örnek:

The spider spun a intricate web between the branches.
Örümcek dallar arasına karmaşık bir ördü.

blog

/blɑːɡ/

(noun) blog;

(verb) blog yazmak

Örnek:

She writes a popular travel blog.
Popüler bir seyahat blogu yazıyor.

blogging

/ˈblɑː.ɡɪŋ/

(noun) blog yazma, blogculuk;

(verb) blog yazan, bloglayan

Örnek:

She started blogging about her travel experiences.
Seyahat deneyimleri hakkında blog yazmaya başladı.

blogosphere

/ˈblɑː.ɡə.sfɪr/

(noun) blogosfer

Örnek:

The news quickly spread throughout the blogosphere.
Haber hızla blogosferde yayıldı.

home page

/ˈhoʊm peɪdʒ/

(noun) ana sayfa

Örnek:

You can always return to the home page by clicking the logo.
Logoya tıklayarak her zaman ana sayfaya dönebilirsiniz.

browser

/ˈbraʊ.zɚ/

(noun) tarayıcı, otlayıcı (hayvan)

Örnek:

I use Google Chrome as my default web browser.
Varsayılan web tarayıcım olarak Google Chrome'u kullanıyorum.

landing page

/ˈlæn.dɪŋ ˌpeɪdʒ/

(noun) açılış sayfası, hedef sayfa

Örnek:

Our new marketing campaign directs users to a dedicated landing page.
Yeni pazarlama kampanyamız kullanıcıları özel bir açılış sayfasına yönlendiriyor.

cookie

/ˈkʊk.i/

(noun) kurabiye, çerez

Örnek:

She baked a fresh batch of chocolate chip cookies.
Yeni bir parti çikolatalı kurabiye pişirdi.

bookmark

/ˈbʊk.mɑːrk/

(noun) kitap ayracı, yer imi;

(verb) yer imlerine eklemek

Örnek:

I used a ribbon as a bookmark for my novel.
Romanım için kurdeleyi kitap ayracı olarak kullandım.

web page

/ˈweb peɪdʒ/

(noun) web sayfası, internet sayfası

Örnek:

I found the information I needed on that web page.
İhtiyacım olan bilgiyi o web sayfasında buldum.

search engine

/ˈsɝːtʃ ˌen.dʒɪn/

(noun) arama motoru

Örnek:

Google is the most popular search engine in the world.
Google, dünyanın en popüler arama motorudur.

surfing

/ˈsɝːfɪŋ/

(noun) sörf, dalga sörfü, gezinmek;

(verb) sörf yapan, gezinmekte olan

Örnek:

He loves surfing every weekend at the beach.
Her hafta sonu plajda sörf yapmayı sever.

user group

/ˈjuːzər ˌɡruːp/

(noun) kullanıcı grubu

Örnek:

The software company hosted a meeting for its user group.
Yazılım şirketi, kullanıcı grubu için bir toplantı düzenledi.

visit

/ˈvɪz.ɪt/

(verb) ziyaret etmek;

(noun) ziyaret, ev ziyareti, profesyonel ziyaret

Örnek:

I'm going to visit my grandparents next weekend.
Gelecek hafta sonu büyükannem ve büyükbabamı ziyaret edeceğim.

live blog

/ˈlaɪv blɑːɡ/

(noun) canlı blog;

(verb) canlı bloglamak

Örnek:

We're running a live blog of the election results as they come in.
Seçim sonuçları geldikçe bir canlı blog yayınlıyoruz.

thread

/θred/

(noun) iplik, tel, konu;

(verb) ipliğe geçirmek, geçirmek

Örnek:

She used a needle and thread to mend the torn shirt.
Yırtık gömleği dikmek için iğne ve iplik kullandı.

blog post

/ˈblɑːɡ poʊst/

(noun) blog yazısı, blog gönderisi

Örnek:

She wrote a compelling blog post about her travel experiences.
Seyahat deneyimleri hakkında etkileyici bir blog yazısı yazdı.

blogroll

/ˈblɑːɡ.roʊl/

(noun) blogroll, blog listesi

Örnek:

I updated my blogroll with some new favorite sites.
Blogroll'umu yeni favori sitelerle güncelledim.

bulletin board

/ˈbʊl.ɪ.tɪn ˌbɔːrd/

(noun) duyuru panosu, ilan panosu, çevrimiçi forum

Örnek:

Please check the bulletin board for new announcements.
Yeni duyurular için lütfen duyuru panosunu kontrol edin.

search bar

/ˈsɜːrtʃ bɑːr/

(noun) arama çubuğu

Örnek:

Type your query into the search bar and press Enter.
Sorgunuzu arama çubuğuna yazın ve Enter tuşuna basın.

subscription

/səbˈskrɪp.ʃən/

(noun) abonelik, üyelik, bağlılık

Örnek:

I cancelled my gym subscription last month.
Geçen ay spor salonu üyeliğimi iptal ettim.

platform

/ˈplæt.fɔːrm/

(noun) platform, peron, program

Örnek:

The train arrived at platform 9.
Tren 9 numaralı perona geldi.

feedback

/ˈfiːd.bæk/

(noun) geri bildirim, dönüt, geri besleme

Örnek:

We welcome your feedback on our new service.
Yeni hizmetimiz hakkındaki geri bildirimlerinizi bekliyoruz.

premium

/ˈpriː.mi.əm/

(noun) prim, ek ücret;

(adjective) premium, üstün kaliteli

Örnek:

There's a premium for express delivery.
Hızlı teslimat için bir ek ücret var.

feed

/fiːd/

(verb) beslemek, yedirmek, sağlamak;

(noun) besleme, yem, akış

Örnek:

She needs to feed her baby every three hours.
Bebeğini her üç saatte bir beslemesi gerekiyor.

ebay

/ˈiː.beɪ/

(trademark) eBay

Örnek:

I found a rare collectible on eBay.
eBay'de nadir bir koleksiyon parçası buldum.

download

/ˈdaʊn.loʊd/

(verb) indirmek;

(noun) indirme, indirilen dosya

Örnek:

I need to download the latest software update.
En son yazılım güncellemesini indirmem gerekiyor.

upload

/ʌpˈloʊd/

(verb) yüklemek, aktarmak;

(noun) yükleme, yüklenen dosya

Örnek:

I need to upload these photos to the cloud.
Bu fotoğrafları buluta yüklemem gerekiyor.

newsfeed

/ˈnuːz.fiːd/

(noun) haber akışı, haber beslemesi

Örnek:

I scrolled through my newsfeed to catch up on current events.
Güncel olayları takip etmek için haber akışımı kaydırdım.

username

/ˈjuː.zɚ.neɪm/

(noun) kullanıcı adı

Örnek:

Please enter your username and password to log in.
Giriş yapmak için lütfen kullanıcı adınızı ve şifrenizi girin.

page

/peɪdʒ/

(noun) sayfa, bellboy, hizmetli;

(verb) çağırmak, anons etmek

Örnek:

Please turn to page 25.
Lütfen 25. sayfaya geçin.

skip

/skɪp/

(verb) sekerek yürümek, atlamak, geçmek;

(noun) sekme, atlama, geçme

Örnek:

The children were skipping happily down the street.
Çocuklar neşeyle sokakta sekerek ilerliyorlardı.
Bu kelime setini Lingoland'da öğren