Avatar of Vocabulary Set Kas İskelet Sistemi Hastalıkları ve Sorunları

Sağlık İçinde Kas İskelet Sistemi Hastalıkları ve Sorunları Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste

'Sağlık' içinde 'Kas İskelet Sistemi Hastalıkları ve Sorunları' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...

Bu kelime setini Lingoland'da öğren

Şimdi Öğren

myopathy

/maɪˈɑː.pə.θi/

(noun) miyopati, kas hastalığı

Örnek:

The patient was diagnosed with a rare form of myopathy.
Hastaya nadir bir miyopati türü teşhisi konuldu.

myasthenia gravis

/ˌmaɪ.əsˈθiː.ni.ə ˈɡræv.ɪs/

(noun) miyastenia gravis, ağır kas zayıflığı

Örnek:

She was diagnosed with myasthenia gravis after experiencing severe muscle weakness.
Şiddetli kas zayıflığı yaşadıktan sonra miyastenia gravis teşhisi konuldu.

cardiomyopathy

/ˌkɑːr.di.oʊ.maɪˈɑːp.ə.θi/

(noun) kardiyomiyopati

Örnek:

His doctor diagnosed him with cardiomyopathy after a series of tests.
Doktoru bir dizi testten sonra ona kardiyomiyopati teşhisi koydu.

amyotrophic lateral sclerosis

/ˌeɪ.mi.əˈtrɑː.fɪk ˌlæt.ər.əl skləˈroʊ.sɪs/

(noun) amyotrofik lateral skleroz, ALS

Örnek:

Stephen Hawking lived with amyotrophic lateral sclerosis for many decades.
Stephen Hawking, amyotrofik lateral skleroz ile onlarca yıl yaşadı.

ataxia

/əˈtæk.si.ə/

(noun) ataksi, koordinasyon bozukluğu

Örnek:

The patient presented with severe ataxia, making walking difficult.
Hasta şiddetli ataksi ile başvurdu, bu da yürümesini zorlaştırıyordu.

arthritis

/ɑːrˈθraɪ.t̬əs/

(noun) artrit, eklem iltihabı

Örnek:

She suffers from severe arthritis in her knees.
Dizlerinde şiddetli artrit var.

gout

/ɡaʊt/

(noun) gut, damla hastalığı

Örnek:

He suffers from gout and has to watch his diet carefully.
Gut hastalığından muzdarip ve diyetine dikkat etmesi gerekiyor.

osteoarthritis

/ˌɑː.sti.oʊ.ɑːrˈθraɪ.t̬əs/

(noun) osteoartrit, eklem kireçlenmesi

Örnek:

She was diagnosed with osteoarthritis in her knees.
Dizlerinde osteoartrit teşhisi konuldu.

scoliosis

/ˌskoʊ.liˈoʊ.sɪs/

(noun) skolyoz

Örnek:

Early detection of scoliosis can help prevent its progression.
Skolyozun erken teşhisi, ilerlemesini önlemeye yardımcı olabilir.

bursitis

/bɝːˈsaɪ.t̬əs/

(noun) bursit

Örnek:

He developed bursitis in his shoulder after repetitive movements.
Tekrarlayan hareketler sonrası omzunda bursit gelişti.

rickets

/ˈrɪk.ɪts/

(noun) raşitizm

Örnek:

Lack of sunlight can lead to rickets in children.
Güneş ışığı eksikliği çocuklarda raşitizme yol açabilir.

tennis elbow

/ˈten.ɪs ˌel.boʊ/

(noun) tenisçi dirseği, lateral epikondilit

Örnek:

After hours of practice, he developed a severe case of tennis elbow.
Saatlerce antrenmandan sonra ciddi bir tenisçi dirseği vakası geliştirdi.
Bu kelime setini Lingoland'da öğren