Sağlık İçinde Gastrointestinal Hastalıklar ve Sorunlar Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste
'Sağlık' içinde 'Gastrointestinal Hastalıklar ve Sorunlar' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...
Bu kelime setini Lingoland'da öğren
Şimdi Öğrengastro-oesophageal reflux disease
/ˌɡæs.troʊ.iːˌsɑːf.əˈdʒiː.əl ˈriː.flʌks dɪˌziːz/
(noun) gastroözofageal reflü hastalığı, GÖRH
Örnek:
He was diagnosed with gastro-oesophageal reflux disease after experiencing chronic heartburn.
Kronik mide ekşimesi yaşadıktan sonra kendisine gastroözofageal reflü hastalığı teşhisi konuldu.
/ˌæk.əˈleɪ.ʒə/
(noun) akalazya
Örnek:
Symptoms of achalasia include difficulty swallowing and regurgitation of food.
Akalazya belirtileri arasında yutma güçlüğü ve yiyeceklerin geri gelmesi bulunur.
/ɡæsˈtraɪ.t̬əs/
(noun) gastrit, mide iltihabı
Örnek:
The doctor diagnosed him with acute gastritis.
Doktor ona akut gastrit teşhisi koydu.
/əˌpen.dəˈsaɪ.t̬əs/
(noun) apandisit
Örnek:
He was rushed to the hospital with acute appendicitis.
Akut apandisit nedeniyle hastaneye kaldırıldı.
/ˈfuːd ˌpɔɪ.zən.ɪŋ/
(noun) gıda zehirlenmesi
Örnek:
She got food poisoning after eating at the new restaurant.
Yeni restoranda yemek yedikten sonra gıda zehirlenmesi geçirdi.
/ˈkɑː.lɚ.ə/
(noun) kolera
Örnek:
The village suffered a severe outbreak of cholera due to contaminated water.
Köy, kirli su nedeniyle ciddi bir kolera salgını yaşadı.
/əˌmiː.bɪk ˈdɪs.ən.ter.i/
(noun) amipli dizanteri
Örnek:
The traveler contracted amoebic dysentery after drinking contaminated water.
Gezgin, kirli su içtikten sonra amipli dizanteriye yakalandı.
/ˈkroʊnz dɪˌziːz/
(noun) Crohn hastalığı
Örnek:
She was diagnosed with Crohn's disease after experiencing persistent abdominal pain and weight loss.
Sürekli karın ağrısı ve kilo kaybı yaşadıktan sonra kendisine Crohn hastalığı teşhisi konuldu.
/ˌʌlsərətɪv kəˈlaɪtɪs/
(noun) ülseratif kolit
Örnek:
She was diagnosed with ulcerative colitis after experiencing persistent abdominal pain and bloody stools.
Kalıcı karın ağrısı ve kanlı dışkı şikayetleri sonrası kendisine ülseratif kolit teşhisi konuldu.
/ˈhɝː.ni.ə/
(noun) fıtık
Örnek:
He had surgery to repair a painful hernia.
Ağrılı bir fıtığı onarmak için ameliyat oldu.
/ˌpæŋ.kri.əˈtaɪ.t̬əs/
(noun) pankreatit
Örnek:
Acute pancreatitis can be a life-threatening condition.
Akut pankreatit hayatı tehdit eden bir durum olabilir.
/ˈdʒɑːn.dɪs/
(noun) sarılık, kıskançlık, hınç;
(verb) sarılık yapmak, olumsuz etkilemek, kıskandırmak
Örnek:
The baby was diagnosed with neonatal jaundice.
Bebeğe yenidoğan sarılığı teşhisi konuldu.
/ˌɪr.ɪ.tə.bəl ˈbaʊ.əl ˌsɪn.droʊm/
(noun) irritabl bağırsak sendromu
Örnek:
She was diagnosed with irritable bowel syndrome after experiencing chronic abdominal pain and bloating.
Kronik karın ağrısı ve şişkinlik yaşadıktan sonra kendisine irritabl bağırsak sendromu teşhisi konuldu.
/ˈdɪs.ən.ter.i/
(noun) dizanteri
Örnek:
Many soldiers suffered from dysentery during the war.
Birçok asker savaş sırasında dizanteriden muzdaripti.
/dɪsˈpep.si.ə/
(noun) dispepsi, hazımsızlık
Örnek:
After the heavy meal, he suffered from severe dyspepsia.
Ağır yemekten sonra şiddetli dispepsi yaşadı.
/ˌdaɪ.əˈriː.ə/
(noun) ishal
Örnek:
He suffered from severe diarrhoea after eating contaminated food.
Kontamine gıda yedikten sonra şiddetli ishal geçirdi.
/ˌkɑːn.stəˈpeɪ.ʃən/
(noun) kabızlık
Örnek:
He suffered from severe constipation after the surgery.
Ameliyattan sonra şiddetli kabızlık yaşadı.
/ˌen.təˈraɪ.t̬əs/
(noun) enterit, bağırsak iltihabı
Örnek:
The patient was diagnosed with enteritis after experiencing severe abdominal pain and diarrhea.
Hasta, şiddetli karın ağrısı ve ishal yaşadıktan sonra enterit tanısı aldı.
/-troʊˌen.t̬əˈraɪ.t̬əs/
(noun) gastroenterit, mide bağırsak iltihabı
Örnek:
The child was diagnosed with gastroenteritis after experiencing severe vomiting and diarrhea.
Çocuk, şiddetli kusma ve ishal yaşadıktan sonra gastroenterit teşhisi aldı.