Avatar of Vocabulary Set Sanat Ekipmanları

Sanat ve El Sanatları İçinde Sanat Ekipmanları Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste

'Sanat ve El Sanatları' içinde 'Sanat Ekipmanları' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...

Bu kelime setini Lingoland'da öğren

Şimdi Öğren

ballpoint pen

/ˈbɑːl.pɔɪnt ˌpen/

(noun) tükenmez kalem

Örnek:

Please sign the document with a ballpoint pen.
Lütfen belgeyi bir tükenmez kalemle imzalayın.

canvas

/ˈkæn.vəs/

(noun) kanvas, branda, tuval;

(verb) oy toplamak, araştırmak

Örnek:

The artist stretched the canvas over a wooden frame.
Sanatçı tuvali ahşap bir çerçeveye gerdi.

crepe paper

/ˈkreɪp ˌpeɪ.pər/

(noun) krep kağıdı

Örnek:

We decorated the hall with colorful crepe paper streamers.
Salonu renkli krep kağıdı flamalarla süsledik.

dipper

/ˈdɪp.ər/

(noun) kepçe, çömlekçi kepçesi, daldıran

Örnek:

She used a large dipper to serve the soup.
Çorbayı servis etmek için büyük bir kepçe kullandı.

easel

/ˈiː.zəl/

(noun) şövale

Örnek:

The artist set up his easel by the window to catch the morning light.
Sanatçı, sabah ışığını yakalamak için şövalesini pencerenin yanına kurdu.

eraser

/ɪˈreɪ.sɚ/

(noun) silgi

Örnek:

Can I borrow your eraser to correct this mistake?
Bu hatayı düzeltmek için silgini ödünç alabilir miyim?

ferrule

/ˈfer.əl/

(noun) yüksük, halka, uçluk

Örnek:

The walking stick had a metal ferrule at its base.
Bastonda tabanında metal bir yüksük vardı.

fountain pen

/ˈfaʊn.tɪn ˌpen/

(noun) dolma kalem

Örnek:

He signed the document with a classic fountain pen.
Belgeyi klasik bir dolma kalemle imzaladı.

marker

/ˈmɑːr.kɚ/

(noun) markör, keçeli kalem, işaretleyici

Örnek:

Please use a permanent marker for the labels.
Etiketler için kalıcı bir markör kullanın lütfen.

mechanical pencil

/məˌkæn.ɪ.kəl ˈpen.səl/

(noun) mekanik kurşun kalem, uçlu kalem

Örnek:

I prefer using a mechanical pencil for drawing because of its consistent line thickness.
Tutarlı çizgi kalınlığı nedeniyle çizim yaparken mekanik kurşun kalem kullanmayı tercih ederim.

medium

/ˈmiː.di.əm/

(noun) araç, vasıta, medyum;

(adjective) orta, vasat

Örnek:

Television is a powerful medium for advertising.
Televizyon, reklam için güçlü bir araçtır.

paintbox

/ˈpeɪnt.bɑːks/

(noun) boya kutusu, palet

Örnek:

She opened her paintbox and began to mix colors.
Boya kutusunu açtı ve renkleri karıştırmaya başladı.

palette knife

/ˈpæl.ɪt ˌnaɪf/

(noun) palet bıçağı, spatula

Örnek:

The artist used a palette knife to create texture in the painting.
Sanatçı, resimde doku oluşturmak için bir palet bıçağı kullandı.

palette

/ˈpæl.ət/

(noun) palet, renk paleti, renk yelpazesi

Örnek:

The artist squeezed tubes of paint onto her wooden palette.
Ressam, boya tüplerini ahşap paletine sıktı.

paper

/ˈpeɪ.pɚ/

(noun) kağıt, gazete, makale;

(verb) duvar kağıdı kaplamak, kaplamak

Örnek:

She wrote a letter on a piece of paper.
Bir parça kağıda mektup yazdı.

pen

/pen/

(noun) kalem, ağıl, kümes;

(verb) yazmak, kaleme almak, ağıla kapatmak

Örnek:

Can I borrow your pen for a moment?
Kalemini bir dakikalığına ödünç alabilir miyim?

pencil

/ˈpen.səl/

(noun) kurşun kalem;

(verb) kurşun kalemle yazmak, geçici olarak planlamak

Örnek:

Can I borrow your pencil for a moment?
Kalemini bir dakikalığına ödünç alabilir miyim?

ratchet

/ˈrætʃ.ɪt/

(noun) cırcır, mandal, kaba kişi;

(verb) kademeli olarak artırmak, kademeli olarak azaltmak;

(adjective) kaba, görgüsüz

Örnek:

He used a ratchet wrench to tighten the bolt.
Cıvatayı sıkmak için bir cırcır anahtar kullandı.

spatula

/ˈspætʃ.ə.lə/

(noun) spatula

Örnek:

She used a spatula to flip the pancakes.
Krepleri çevirmek için bir spatula kullandı.

sponge

/spʌndʒ/

(noun) sünger, asalak, parazit;

(verb) emmek, sünger gibi çekmek, asalaklık etmek

Örnek:

Please wipe the counter with a damp sponge.
Lütfen tezgahı nemli bir süngerle silin.

spray gun

/ˈspreɪ ˌɡʌn/

(noun) boya tabancası, püskürtme tabancası

Örnek:

He used a spray gun to paint the fence quickly.
Çiti hızlıca boyamak için bir boya tabancası kullandı.

spray paint

/ˈspreɪ ˌpeɪnt/

(noun) sprey boya, aerosol boya;

(verb) sprey boya yapmak, sprey ile boyamak

Örnek:

He used black spray paint to cover the old graffiti.
Eski grafitileri kapatmak için siyah sprey boya kullandı.

stencil

/ˈsten.səl/

(noun) şablon, kalıp;

(verb) şablonla basmak, şablonlamak

Örnek:

She used a floral stencil to decorate the wall.
Duvarı süslemek için çiçekli bir şablon kullandı.

stylus

/ˈstaɪ.ləs/

(noun) stylus, dokunmatik kalem, oyma kalemi

Örnek:

She used a stylus to draw on her tablet.
Tabletinde çizim yapmak için bir stylus kullandı.

vellum

/ˈvel.əm/

(noun) parşömen, vellum, vellum kağıdı

Örnek:

The ancient manuscript was written on vellum.
Antik el yazması parşömen üzerine yazılmıştı.

airbrush

/ˈer.brʌʃ/

(noun) airbrush, hava fırçası;

(verb) airbrush ile rötuşlamak, silmek

Örnek:

The artist used an airbrush to create smooth gradients in the painting.
Sanatçı, resimde pürüzsüz geçişler oluşturmak için bir airbrush kullandı.

brush

/brʌʃ/

(noun) fırça, dokunuş, sürtünme;

(verb) fırçalamak, sürmek, değmek

Örnek:

She used a soft brush to apply the paint.
Boyayı sürmek için yumuşak bir fırça kullandı.

filbert

/ˈfɪl.bɚt/

(noun) fındık, filbert

Örnek:

She cracked open a filbert and enjoyed its rich, nutty flavor.
Bir fındık kırdı ve zengin, fındıksı tadının keyfini çıkardı.

hake

/heɪk/

(noun) berlam

Örnek:

We had grilled hake for dinner.
Akşam yemeğinde ızgara berlam yedik.

liner

/ˈlaɪ.nɚ/

(noun) liner, yolcu gemisi, yolcu uçağı

Örnek:

The luxury liner sailed across the Atlantic.
Lüks gemi Atlantik'i geçti.

paintbrush

/ˈpeɪnt.brʌʃ/

(noun) fırça, boya fırçası

Örnek:

He dipped the paintbrush into the blue paint.
Fırçayı mavi boyaya batırdı.

spotter

/ˈspɑː.t̬ɚ/

(noun) gözlemci, spotter, yardımcı

Örnek:

The plane spotter spent hours at the airport, noting down every aircraft.
Uçak gözlemcisi saatlerini havalimanında geçirerek her uçağı not aldı.
Bu kelime setini Lingoland'da öğren