TOEIC Temel 600 Kelime İçinde Kariyer Olarak Aşçılık Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste
'TOEIC Temel 600 Kelime' içinde 'Kariyer Olarak Aşçılık' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...
Bu kelime setini Lingoland'da öğren
Şimdi Öğren /əˈkʌstəm tuː/
(verb) alışmak, uyum sağlamak
Örnek:
It took him a while to accustom to the new climate.
Yeni iklime alışması biraz zaman aldı.
/əˈpren.t̬ɪs/
(noun) çırak, stajyer;
(verb) çırak olarak çalıştırmak, eğitmek
Örnek:
She started her career as an apprentice carpenter.
Kariyerine çırak marangoz olarak başladı.
/ˈkʌl.ə.ner.i/
(adjective) mutfak, yemek
Örnek:
She has a passion for culinary arts.
Mutfak sanatlarına tutkusu var.
/dɪˈmænd/
(noun) talep, istek, ihtiyaç;
(verb) talep etmek, istemek, gerektirmek
Örnek:
The workers made a demand for higher wages.
İşçiler daha yüksek ücret talebinde bulundu.
/drɑː/
(verb) çizmek, çekmek, cezbetmek;
(noun) berabere, çekim, cazibe
Örnek:
She likes to draw animals.
Hayvanları çizmeyi sever.
/ɪnˈkɔːr.pɚ.eɪt/
(verb) dahil etmek, içermek, birleştirmek
Örnek:
We will incorporate your suggestions into the final design.
Önerilerinizi nihai tasarıma dahil edeceğiz.
/ˈɪn.flʌks/
(noun) akın, gelme, giriş
Örnek:
The city experienced a massive influx of tourists during the summer.
Şehir yaz boyunca büyük bir turist akını yaşadı.
/ˈmeθ.əd/
(noun) yöntem, metot
Örnek:
The scientific method involves observation, hypothesis, and experimentation.
Bilimsel yöntem gözlem, hipotez ve deneyi içerir.
/ˈaʊt.let/
(noun) priz, elektrik çıkışı, satış noktası
Örnek:
I need to find an electrical outlet to charge my phone.
Telefonumu şarj etmek için bir elektrik prizi bulmam gerekiyor.
/prəˈfeʃ.ən/
(noun) meslek, uzmanlık, beyan
Örnek:
Teaching is a noble profession.
Öğretmenlik asil bir meslektir.
/rɪˈlɪŋ.kwɪʃ/
(verb) vazgeçmek, feragat etmek
Örnek:
He was forced to relinquish control of the company.
Şirketin kontrolünü bırakmak zorunda kaldı.
/θiːm/
(noun) tema, konu, melodi;
(verb) temalandırmak, tema vermek
Örnek:
The main theme of the novel is love and loss.
Romanın ana teması aşk ve kayıptır.