Avatar of Vocabulary Set Bilgisayarlar

TOEIC Temel 600 Kelime İçinde Bilgisayarlar Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste

'TOEIC Temel 600 Kelime' içinde 'Bilgisayarlar' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...

Bu kelime setini Lingoland'da öğren

Şimdi Öğren

access

/ˈæk.ses/

(noun) erişim, giriş, faydalanma hakkı;

(verb) erişmek, almak, girmek

Örnek:

The only access to the building was through a back alley.
Binaya tek erişim arka sokaktan sağlanıyordu.

allocate

/ˈæl.ə.keɪt/

(verb) tahsis etmek, ayırmak

Örnek:

The government decided to allocate more funds to education.
Hükümet eğitime daha fazla fon tahsis etmeye karar verdi.

compatible

/kəmˈpæt̬.ə.bəl/

(adjective) uyumlu, bağdaşan

Örnek:

The new software is compatible with older operating systems.
Yeni yazılım eski işletim sistemleriyle uyumludur.

delete

/dɪˈliːt/

(verb) silmek, kaldırmak, çıkarmak

Örnek:

Please delete the old files to free up space.
Yer açmak için lütfen eski dosyaları silin.

display

/dɪˈspleɪ/

(verb) göstermek, sergilemek, görüntülemek;

(noun) ekran, sergi, görüntü

Örnek:

The museum will display ancient artifacts.
Müze antik eserleri sergileyecek.

duplicate

/ˈduː.plə.keɪt/

(noun) kopya, suret;

(verb) çoğaltmak, kopyalamak, tekrarlamak;

(adjective) kopya, aynı

Örnek:

Please make a duplicate of this key.
Lütfen bu anahtarın bir kopyasını yapın.

failure

/ˈfeɪ.ljɚ/

(noun) başarısızlık, hüsran, ihmal

Örnek:

The project was a complete failure.
Proje tam bir başarısızlıktı.

figure out

/ˈfɪɡ.jər aʊt/

(phrasal verb) çözmek, anlamak, bulmak

Örnek:

I need to figure out how to fix this computer.
Bu bilgisayarı nasıl tamir edeceğimi çözmem gerekiyor.

ignore

/ɪɡˈnɔːr/

(verb) görmezden gelmek, aldırmamak

Örnek:

She tried to ignore his rude comments.
Onun kaba yorumlarını görmezden gelmeye çalıştı.

search

/sɝːtʃ/

(verb) aramak, araştırmak;

(noun) arama, araştırma

Örnek:

I need to search for my lost keys.
Kayıp anahtarlarımı aramam gerekiyor.

shut down

/ʃʌt daʊn/

(phrasal verb) kapatmak, faaliyetini durdurmak, durdurmak

Örnek:

The factory decided to shut down due to financial difficulties.
Fabrika, mali zorluklar nedeniyle kapanmaya karar verdi.

warning

/ˈwɔːr.nɪŋ/

(noun) uyarı, ikaz, bildirim

Örnek:

The dark clouds were a warning of the approaching storm.
Koyu bulutlar yaklaşan fırtınanın bir uyarısıydı.
Bu kelime setini Lingoland'da öğren