SAT Fen Bilimleri Kelime Bilgisi İçinde Teknik ekipman Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste
'SAT Fen Bilimleri Kelime Bilgisi' içinde 'Teknik ekipman' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...
Bu kelime setini Lingoland'da öğren
Şimdi Öğren(noun) çapa, demir, dayanak;
(verb) demirlemek, çapa atmak, dayandırmak
Örnek:
(noun) sarmal, helezon
Örnek:
(verb) teselli etmek, avunmak;
(noun) konsol, konsol masa, kontrol paneli
Örnek:
(noun) drone, insansız hava aracı, uğultu;
(verb) uğuldamak, vızıldamak, monoton konuşmak
Örnek:
(noun) köpük, sünger;
(verb) köpürmek
Örnek:
(noun) kopya, replika
Örnek:
(noun) gemi, tekne, kap
Örnek:
(noun) kano;
(verb) kano yapmak, kano ile taşımak
Örnek:
(adjective) suya daldırılabilir, su altı;
(noun) denizaltı aracı, dalgıç araç
Örnek:
(noun) gövde, kabuk, sap;
(verb) ayıklamak, kabuğunu soymak
Örnek:
(noun) parşömen, vellum, vellum kağıdı
Örnek:
(noun) mermi, fırlatılan cisim, atılan nesne;
(adjective) mermi, fırlatılan cisimle ilgili
Örnek:
(noun) mala, bahçe küreği, dikim küreği;
(verb) mala ile sürmek, mala ile düzeltmek
Örnek:
(verb) kaldırmak, çekmek;
(noun) vinç, kaldıraç
Örnek:
(noun) osiloskop
Örnek:
(noun) aygıt, alet, garip makine
Örnek:
(noun) su çarkı, su değirmeni
Örnek:
(trademark) Linotip, dizgi makinesi
Örnek:
(noun) tabaka, katman, sosyal tabaka
Örnek:
(noun) gösterge, ölçer, çap;
(verb) ölçmek, değerlendirmek, tahmin etmek
Örnek:
(noun) brokar, sırma işlemeli kumaş;
(verb) brokar yapmak, sırma işlemeli kumaş dokumak
Örnek:
(noun) mastik, dolgu macunu;
(verb) mastiklemek, sızdırmaz hale getirmek
Örnek:
(noun) branda, muşamba
Örnek:
(noun) antika, eski eser;
(adjective) antika, eski
Örnek:
(noun) kilometre sayacı, odometre
Örnek:
(noun) tüy, divit, diken
Örnek:
(noun) kanat, rüzgar gülü
Örnek:
(noun) mühimmat, cephane
Örnek:
(noun) torpido;
(verb) torpillemek, sabote etmek
Örnek:
(noun) sarkaç, sarkaç (mecazi)
Örnek:
(noun) cırcır, mandal, kaba kişi;
(verb) kademeli olarak artırmak, kademeli olarak azaltmak;
(adjective) kaba, görgüsüz
Örnek:
(noun) damak, diken, iğneleyici söz;
(verb) damak takmak, dikenli yapmak
Örnek:
(noun) teçhizat, öteberi, malzeme
Örnek:
(noun) torna;
(verb) tornalamak, torna tezgahında işlemek
Örnek:
(noun) başlangıç seti, başlangıç paketi
Örnek:
(noun) payanda, destek;
(verb) payanda yapmak, desteklemek, güçlendirmek
Örnek:
(noun) keten, nevresim, çamaşır
Örnek:
(noun) su kemeri, su yolu
Örnek:
(noun) viyadük
Örnek:
(noun) sütun, direk, temel
Örnek:
(noun) işleyici, işlemci, CPU
Örnek: