Avatar of Vocabulary Set Sahne Sanatları ve Medya

SAT'de Beşeri Bilimler ile ilgili kelime bilgisi İçinde Sahne Sanatları ve Medya Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste

'SAT'de Beşeri Bilimler ile ilgili kelime bilgisi' içinde 'Sahne Sanatları ve Medya' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...

Bu kelime setini Lingoland'da öğren

Şimdi Öğren

screenwriter

/ˈskriːnˌraɪ.t̬ɚ/

(noun) senarist, film yazarı

Örnek:

The screenwriter spent months developing the script.
Senarist senaryoyu geliştirmek için aylar harcadı.

script

/skrɪpt/

(noun) senaryo, metin, el yazısı;

(verb) senaryo yazmak, betiklemek

Örnek:

The actors are rehearsing the new script.
Oyuncular yeni senaryoyu prova ediyorlar.

act

/ækt/

(verb) hareket etmek, davranmak, oyunculuk yapmak;

(noun) eylem, davranış, yasa

Örnek:

It's time to act.
Harekete geçme zamanı.

prop

/prɑːp/

(noun) destek, payanda, dayanak;

(verb) desteklemek, payanda olmak, dayamak

Örnek:

The old fence needed a wooden prop to keep it from falling.
Eski çitin düşmemesi için ahşap bir destek gerekiyordu.

post-production

/ˈpoʊst.prəˌdʌk.ʃən/

(noun) post prodüksiyon

Örnek:

The film is currently in post-production, with editing expected to take several months.
Film şu anda post prodüksiyon aşamasında, kurgunun birkaç ay sürmesi bekleniyor.

debut

/deɪˈbju/

(noun) ilk çıkış, lansman;

(verb) ilk kez sahneye çıkmak, piyasaya sürmek

Örnek:

Her debut as a singer was a great success.
Şarkıcı olarak ilk çıkışı büyük bir başarıydı.

dramatize

/ˈdræm.ə.taɪz/

(verb) dramatize etmek, oyunlaştırmak, abartmak

Örnek:

The director decided to dramatize the historical event for the stage.
Yönetmen, tarihi olayı sahne için dramatize etmeye karar verdi.

repertoire

/ˈrep.ɚ.twɑːr/

(noun) repertuvar, yelpaze, beceri

Örnek:

The opera singer has an impressive repertoire of arias.
Opera sanatçısının etkileyici bir arya repertuvarı var.

auditorium

/ˌɑː.dəˈtɔːr.i.əm/

(noun) oditoryum, konferans salonu, seyirci salonu

Örnek:

The school's new auditorium can seat over 500 people.
Okulun yeni oditoryumu 500'den fazla kişiyi ağırlayabilir.

amphitheater

/ˈæm.fəˌθiː.ə.t̬ɚ/

(noun) amfitiyatro, doğal amfitiyatro, çanak

Örnek:

The ancient Roman amphitheater could hold thousands of spectators.
Antik Roma amfitiyatrosu binlerce seyirci alabiliyordu.

streaming service

/ˈstriːmɪŋ ˌsɜːrvɪs/

(noun) akış hizmeti, yayın hizmeti

Örnek:

Netflix is a popular streaming service for movies and TV shows.
Netflix, filmler ve TV şovları için popüler bir akış hizmetidir.

webinar

/ˈweb.ə.nɑːr/

(noun) webinar, çevrimiçi seminer

Örnek:

I attended a fascinating webinar on digital marketing strategies.
Dijital pazarlama stratejileri üzerine büyüleyici bir webinara katıldım.

broadcast

/ˈbrɑːd.kæst/

(verb) yayınlamak, duyurmak, yaymak;

(noun) yayın, program

Örnek:

The BBC will broadcast the match live.
BBC maçı canlı yayınlayacak.

expose

/ɪkˈspoʊz/

(verb) maruz bırakmak, ortaya çıkarmak, savunmasız bırakmak

Örnek:

The archaeological dig exposed ancient ruins.
Arkeolojik kazı, antik kalıntıları ortaya çıkardı.

coverage

/ˈkʌv.ɚ.ɪdʒ/

(noun) kapsam, haber, koruma

Örnek:

The news channel provided extensive coverage of the election.
Haber kanalı seçimin geniş kapsamını sağladı.

periodical

/ˌpɪr.iˈɑː.dɪ.kəl/

(noun) süreli yayın, dergi;

(adjective) periyodik, düzenli

Örnek:

She subscribes to several academic periodicals.
Birkaç akademik süreli yayına abone.

publicity

/pʌbˈlɪs.ə.t̬i/

(noun) tanıtım, reklam, kamuoyu

Örnek:

The scandal generated a lot of negative publicity for the company.
Skandal, şirket için çok fazla olumsuz tanıtım yarattı.

investigative journalism

/ɪnˌvestɪˈɡeɪtɪv ˈdʒɜːrnəlɪzəm/

(noun) araştırmacı gazetecilik

Örnek:

The newspaper won an award for its investigative journalism on local government corruption.
Gazete, yerel yönetimdeki yolsuzluklarla ilgili araştırmacı gazetecilik ödülü kazandı.

choreograph

/ˈkɔːr.i.ə.ɡræf/

(verb) koreograflamak, hareketleri düzenlemek

Örnek:

She was hired to choreograph the ballet.
Baleyi koreograflamak için işe alındı.

ballroom

/ˈbɑːl.ruːm/

(noun) balo salonu, dans salonu

Örnek:

The wedding reception was held in the hotel's grand ballroom.
Düğün resepsiyonu otelin büyük balo salonunda yapıldı.

reprise

/rɪˈpriːz/

(noun) tekrar, yeniden çalma, yeniden başlama;

(verb) tekrar etmek, yeniden sahnelemek

Örnek:

The orchestra played a beautiful reprise of the main theme.
Orkestra ana temanın güzel bir tekrarını çaldı.

backdrop

/ˈbæk.drɑːp/

(noun) fon, dekor, arka plan

Örnek:

The play used a beautiful hand-painted backdrop of a forest.
Oyun, orman temalı güzel, el boyaması bir fon kullandı.

piece

/piːs/

(noun) parça, dilim, eser;

(verb) birleştirmek, onarmak

Örnek:

She cut the cake into small pieces.
Pastayı küçük parçalara ayırdı.

voice actor

/ˈvɔɪs ˌæk.tər/

(noun) seslendirme sanatçısı, dublajcı

Örnek:

The famous voice actor brought the cartoon character to life.
Ünlü seslendirme sanatçısı çizgi film karakterine hayat verdi.

stage direction

/ˈsteɪdʒ dɪˌrek.ʃən/

(noun) sahne yönergesi, reji notu

Örnek:

The script included a stage direction for the actor to exit left.
Senaryo, oyuncunun soldan çıkması için bir sahne yönergesi içeriyordu.

premiere

/prɪˈmɪr/

(noun) prömiyer, ilk gösterim;

(verb) prömiyer yapmak, ilk kez göstermek

Örnek:

The film had its grand premiere in Hollywood.
Filmin büyük prömiyeri Hollywood'da yapıldı.

adaptation

/ˌæd.əpˈteɪ.ʃən/

(noun) adaptasyon, uyum, uyarlama

Örnek:

The adaptation of the species to the new environment was slow.
Türün yeni ortama adaptasyonu yavaştı.

farce

/fɑːrs/

(noun) fars, komedi, saçmalık

Örnek:

The play was a hilarious farce, full of mistaken identities and slapstick humor.
Oyun, yanlış kimlikler ve kaba mizahla dolu komik bir farstı.

ensemble

/ˌɑːnˈsɑːm.bəl/

(noun) topluluk, grup, kıyafet

Örnek:

The jazz ensemble played a captivating melody.
Caz topluluğu büyüleyici bir melodi çaldı.
Bu kelime setini Lingoland'da öğren