Makine Mühendisliği İçinde Bileşenler ve Makine Parçaları Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste
'Makine Mühendisliği' içinde 'Bileşenler ve Makine Parçaları' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...
Bu kelime setini Lingoland'da öğren
Şimdi Öğren /ˈker.ɪdʒ/
(noun) fayton, vagon, kompartıman
Örnek:
The royal family arrived in a magnificent horse-drawn carriage.
Kraliyet ailesi muhteşem bir atlı faytonla geldi.
/tʃɪp/
(noun) parça, kırıntı, çentik;
(verb) kırmak, dökülmek
Örnek:
There's a chip in the teacup.
Çay fincanında bir çip var.
/tʃʌk/
(verb) atmak, fırlatmak, bırakmak;
(noun) dokunuş, hafif vuruş
Örnek:
Just chuck your coat on the bed.
Ceketini yatağa at.
/feɪs/
(noun) yüz, kadran, yüzey;
(verb) yüzleşmek, karşılaşmak, bakmak
Örnek:
She washed her face with cold water.
Yüzünü soğuk suyla yıkadı.
/flæŋk/
(noun) yan, böğür, kanat;
(verb) yanında olmak, kuşatmak
Örnek:
The horse had a scar on its flank.
Atın yan tarafında bir yara izi vardı.
/dʒɑː/
(noun) çene, ağız, geçit;
(verb) gevezelik etmek, şikayet etmek
Örnek:
He clenched his jaw in anger.
Öfkeyle çenesini sıktı.
/noʊz/
(noun) burun, ön kısım;
(verb) eşelemek, koklamak, ilerlemek
Örnek:
He wiped his nose with a tissue.
Burnunu mendille sildi.
/rest/
(noun) dinlenme, mola, geri kalan;
(verb) dinlenmek, istirahat etmek, durmak
Örnek:
I need to take a rest after a long day.
Uzun bir günün ardından dinlenmeye ihtiyacım var.
/ˈsæd.əl/
(noun) eyer, bisiklet selesi, motosiklet selesi;
(verb) eyerlemek, yüklemek, sorumluluk vermek
Örnek:
He put the saddle on the horse.
Atın üzerine eyer koydu.
/ˈtʌr.ət/
(noun) kule, taret, top kulesi
Örnek:
The castle had several defensive turrets.
Kalede birkaç savunma kulesi vardı.
/ˈwɜːrk.piːs/
(noun) iş parçası, işlenen parça
Örnek:
The robot arm carefully positioned the workpiece for welding.
Robot kolu, kaynak için iş parçasını dikkatlice konumlandırdı.