Elektrik Endüstrisi İçinde Elektrik ve Tesisat Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste
'Elektrik Endüstrisi' içinde 'Elektrik ve Tesisat' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...
Bu kelime setini Lingoland'da öğren
Şimdi Öğren /ˈdʒen.ər.eɪ.t̬ɚ/
(noun) jeneratör, üreteç, üretici
Örnek:
The power went out, so we had to start the generator.
Elektrik kesildi, bu yüzden jeneratörü çalıştırmak zorunda kaldık.
/trænˈsmɪʃ.ən/
(noun) aktarım, iletim, bulaşma
Örnek:
The transmission of data over the internet is very fast.
İnternet üzerinden veri aktarımı çok hızlıdır.
/ˈsɝː.kɪt/
(noun) tur, devre, elektrik devresi
Örnek:
The car completed another circuit of the track.
Araba pistin bir turunu daha tamamladı.
/ˈaʊt.let/
(noun) priz, elektrik çıkışı, satış noktası
Örnek:
I need to find an electrical outlet to charge my phone.
Telefonumu şarj etmek için bir elektrik prizi bulmam gerekiyor.
/ˈbæt̬.ɚ.i/
(noun) batarya, akü, darp
Örnek:
My phone's battery is low.
Telefonumun şarjı az.
/ɡraʊnd/
(noun) yer, toprak, saha;
(verb) uçuşu yasaklamak, yere indirmek, eve hapsetmek;
(adjective) ayakları yere basan, gerçekçi, sağduyulu
Örnek:
He fell to the ground.
Yere düştü.
/ˈsoʊ.lər ˌpæn.əl/
(noun) güneş paneli
Örnek:
The house has solar panels on the roof to generate electricity.
Evde elektrik üretmek için çatıda güneş panelleri var.
/ˈwɪnd ˌtɝː.baɪn/
(noun) rüzgar türbini, rüzgar gülü
Örnek:
The new offshore wind turbine farm will power thousands of homes.
Yeni açık deniz rüzgar türbini çiftliği binlerce eve elektrik sağlayacak.
/ˈsɜːr.kɪt ˌbreɪ.kər/
(noun) devre kesici, sigorta
Örnek:
The lights went out because the circuit breaker tripped.
Devre kesici attığı için ışıklar söndü.
/ɪnˈvɝː.t̬ɚ/
(noun) invertör, evirici
Örnek:
The solar panels feed into an inverter to power the house.
Güneş panelleri evi beslemek için bir invertöre bağlanır.
/ˈfriː.kwən.si/
(noun) sıklık, frekans, dalga boyu
Örnek:
The frequency of his visits increased over time.
Ziyaretlerinin sıklığı zamanla arttı.
/dʒuːl/
(noun) joule
Örnek:
The energy consumed was measured in joules.
Tüketilen enerji joule cinsinden ölçüldü.