Avatar of Vocabulary Set E-Ticaret – Reklamcılık

E-Ticaret İçinde E-Ticaret – Reklamcılık Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste

'E-Ticaret' içinde 'E-Ticaret – Reklamcılık' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...

Bu kelime setini Lingoland'da öğren

Şimdi Öğren

e-commerce

/ˈiː.kɑːm.ɜːrs/

(noun) e-ticaret, elektronik ticaret

Örnek:

Many businesses have shifted to e-commerce to reach a wider customer base.
Birçok işletme daha geniş bir müşteri tabanına ulaşmak için e-ticarete geçti.

advertisement

/ˌæd.vɚˈtaɪz.mənt/

(noun) reklam, ilan

Örnek:

The company placed an advertisement in the local newspaper.
Şirket yerel gazeteye bir reklam verdi.

campaign

/kæmˈpeɪn/

(noun) kampanya, askeri harekat, hareket;

(verb) kampanya yapmak, mücadele etmek

Örnek:

The general launched a new campaign against the enemy.
General düşmana karşı yeni bir kampanya başlattı.

promotion

/prəˈmoʊ.ʃən/

(noun) promosyon, tanıtım, terfi

Örnek:

The company launched a new promotion for their latest smartphone.
Şirket, en son akıllı telefonları için yeni bir promosyon başlattı.

discount

/ˈdɪs.kaʊnt/

(noun) indirim, iskonto;

(verb) indirim yapmak, iskonto etmek, göz ardı etmek

Örnek:

They offer a 10% discount for students.
Öğrencilere %10 indirim sunuyorlar.

branding

/ˈbræn.dɪŋ/

(noun) markalaşma, marka oluşturma, damgalama

Örnek:

Effective branding is crucial for market success.
Etkili markalaşma pazar başarısı için çok önemlidir.

target audience

/ˈtɑːrɡɪt ˈɔːdiəns/

(noun) hedef kitle

Örnek:

The marketing team identified teenagers as their target audience for the new app.
Pazarlama ekibi, yeni uygulama için gençleri hedef kitle olarak belirledi.

conversion rate

/kənˈvɜːrʒən reɪt/

(noun) dönüşüm oranı

Örnek:

Our marketing team is focused on improving the website's conversion rate.
Pazarlama ekibimiz, web sitesinin dönüşüm oranını iyileştirmeye odaklanmıştır.

traffic

/ˈtræf.ɪk/

(noun) trafik, seyir, ticaret;

(verb) ticaret yapmak, kaçakçılık yapmak

Örnek:

The morning traffic was heavy on the highway.
Sabah trafiği otoyolda yoğundu.

click-through rate

/ˈklɪk.θruː ˌreɪt/

(noun) tıklama oranı, TO

Örnek:

Our new ad campaign has a high click-through rate.
Yeni reklam kampanyamızın tıklama oranı yüksek.

affiliate marketing

/əˈfɪl.i.ət ˈmɑːr.kɪ.tɪŋ/

(noun) satış ortaklığı pazarlaması, affiliate pazarlama

Örnek:

Many bloggers use affiliate marketing to monetize their content by recommending products.
Birçok blog yazarı, ürünleri tavsiye ederek içeriklerinden para kazanmak için satış ortaklığı pazarlaması kullanır.

checkout

/ˈtʃek.aʊt/

(noun) kasa, ödeme noktası, çıkış;

(verb) ödeme yapmak, hesap ödemek, çıkış yapmak

Örnek:

Please proceed to the checkout counter.
Lütfen kasaya gidin.

cart

/kɑːrt/

(noun) araba, at arabası, alışveriş arabası;

(verb) taşımak, nakletmek

Örnek:

The farmer loaded hay onto the cart.
Çiftçi samanı arabaya yükledi.

user experience

/ˈjuː.zər ɪkˌspɪr.i.əns/

(noun) kullanıcı deneyimi

Örnek:

Improving the user experience of our website is a top priority.
Web sitemizin kullanıcı deneyimini iyileştirmek en önemli önceliğimizdir.

search engine optimization

/sɜːrtʃ ˈɛndʒɪn ˌɑːptɪmaɪˈzeɪʃən/

(noun) arama motoru optimizasyonu, SEO

Örnek:

Our company invested heavily in search engine optimization to improve our online visibility.
Şirketimiz, çevrimiçi görünürlüğümüzü artırmak için arama motoru optimizasyonuna büyük yatırım yaptı.

social media

/ˌsoʊ.ʃəl ˈmiː.di.ə/

(noun) sosyal medya

Örnek:

Many people get their news from social media platforms now.
Birçok kişi haberlerini artık sosyal medya platformlarından alıyor.

influencer

/ˈɪn.flu.ən.sɚ/

(noun) influencer, etkileyici

Örnek:

The brand collaborated with a popular fashion influencer to promote their new collection.
Marka, yeni koleksiyonlarını tanıtmak için popüler bir moda influencer'ı ile işbirliği yaptı.

testimonial

/ˌtes.təˈmoʊ.ni.əl/

(noun) referans, tavsiye mektubu, tanıklık

Örnek:

The website features several customer testimonials.
Web sitesinde birkaç müşteri referansı bulunmaktadır.

flash sale

/ˈflæʃ seɪl/

(noun) flaş indirim, anlık satış

Örnek:

The online store announced a flash sale on electronics, lasting only 24 hours.
Çevrimiçi mağaza, sadece 24 saat sürecek bir elektronik flaş indirimi duyurdu.

subscription

/səbˈskrɪp.ʃən/

(noun) abonelik, üyelik, bağlılık

Örnek:

I cancelled my gym subscription last month.
Geçen ay spor salonu üyeliğimi iptal ettim.

email marketing

/ˈiːmeɪl ˈmɑːrkɪtɪŋ/

(noun) e-posta pazarlaması

Örnek:

Our company saw a significant increase in sales after implementing a new email marketing strategy.
Yeni bir e-posta pazarlama stratejisi uyguladıktan sonra şirketimiz satışlarda önemli bir artış gördü.

customer retention

/ˈkʌstəmər rɪˈtɛnʃən/

(noun) müşteri tutma, müşteri sadakati

Örnek:

Improving customer retention is key to long-term business growth.
Müşteri tutma oranını artırmak, uzun vadeli iş büyümesi için anahtardır.

Cyber Monday

/ˈsaɪ.bər ˌmʌn.deɪ/

(noun) Siber Pazartesi

Örnek:

Many people wait for Cyber Monday to buy electronics at a discount.
Birçok kişi indirimli elektronik eşya almak için Siber Pazartesi'yi bekler.

call to action

/kɔːl tə ˈæk.ʃən/

(noun) eylem çağrısı

Örnek:

The website's prominent 'Buy Now' button serves as a clear call to action.
Web sitesinin belirgin 'Şimdi Satın Al' düğmesi, açık bir eylem çağrısı görevi görür.
Bu kelime setini Lingoland'da öğren