Avatar of Vocabulary Set Cinsiyet ve Cinsellik

Genel IELTS Kelime Bilgisi (Band 6-7) İçinde Cinsiyet ve Cinsellik Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste

'Genel IELTS Kelime Bilgisi (Band 6-7)' içinde 'Cinsiyet ve Cinsellik' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...

Bu kelime setini Lingoland'da öğren

Şimdi Öğren

gay

/ɡeɪ/

(adjective) eşcinsel, gay, neşeli

Örnek:

He came out as gay last year.
Geçen yıl eşcinsel olduğunu açıkladı.

Mx

/məks/

(abbreviation) Mx

Örnek:

Please address the letter to Mx. Smith.
Lütfen mektubu Mx. Smith'e gönderin.

femininity

/ˌfem.əˈnɪn.ə.t̬i/

(noun) kadınlık, dişilik

Örnek:

She embraced her femininity with grace and confidence.
Kadınlığını zarafet ve özgüvenle benimsedi.

intersex

/ˌɪn.t̬ɚˈseks/

(adjective) interseks;

(noun) interseks birey

Örnek:

The doctor explained that the baby was born with intersex traits.
Doktor, bebeğin interseks özelliklerle doğduğunu açıkladı.

masculinity

/ˌmæs.kjəˈlɪn.ə.t̬i/

(noun) erkeksilik, maskülenlik

Örnek:

He likes to show off his masculinity by lifting heavy weights.
Ağır ağırlıklar kaldırarak erkeksiliğini sergilemeyi seviyor.

lesbian

/ˈlez.bi.ən/

(noun) lezbiyen;

(adjective) lezbiyen

Örnek:

She identifies as a lesbian and is an advocate for LGBTQ+ rights.
Kendini lezbiyen olarak tanımlıyor ve LGBTQ+ hakları savunucusu.

gender binary

/ˈdʒen.dɚ ˈbaɪ.nə.ri/

(noun) cinsiyet ikiliği, toplumsal cinsiyet ikiliği

Örnek:

Many societies are moving away from a strict gender binary to recognize non-binary identities.
Pek çok toplum, ikili olmayan kimlikleri tanımak için katı bir cinsiyet ikiliğinden uzaklaşıyor.

gender

/ˈdʒen.dɚ/

(noun) cinsiyet, toplumsal cinsiyet;

(verb) cinsiyetlendirmek, cinsiyet atamak

Örnek:

The company is committed to promoting gender equality in the workplace.
Şirket, iş yerinde cinsiyet eşitliğini teşvik etmeye kararlıdır.

straight

/streɪt/

(adjective) düz, doğru, dürüst;

(adverb) dosdoğru, doğrudan, doğru bir şekilde;

(noun) düzlük, düz kısım

Örnek:

Draw a straight line across the page.
Sayfaya düz bir çizgi çizin.

transgender

/trænzˈdʒen.dɚ/

(adjective) transgender;

(noun) transgender

Örnek:

The organization provides support for transgender individuals.
Kuruluş, transgender bireylere destek sağlıyor.

non-binary

/ˌnɑːnˈbaɪ.nə.ri/

(adjective) non-binary, ikili cinsiyet dışı, ikili olmayan

Örnek:

They identify as non-binary and use they/them pronouns.
Kendilerini non-binary (ikili cinsiyet dışı) olarak tanımlıyorlar ve cinsiyetsiz zamirler kullanıyorlar.

genderqueer

/ˈdʒen.dɚ.kwɪr/

(adjective) genderqueer;

(noun) genderqueer birey

Örnek:

They identify as genderqueer and use they/them pronouns.
Kendilerini genderqueer olarak tanımlıyorlar ve cinsiyetsiz zamirler kullanıyorlar.

genderfluid

/ˈdʒen.dɚ.fluː.ɪd/

(adjective) akışkan cinsiyetli

Örnek:

They identify as genderfluid and use different pronouns depending on how they feel.
Kendilerini akışkan cinsiyetli olarak tanımlıyorlar ve hissettiklerine göre farklı zamirler kullanıyorlar.

agender

/eɪˈdʒen.dɚ/

(adjective) agender, cinsiyetsiz

Örnek:

Some people identify as agender, meaning they feel they have no gender at all.
Bazı insanlar kendilerini agender (cinsiyetsiz) olarak tanımlar, bu da hiçbir cinsiyete sahip olmadıklarını hissettikleri anlamına gelir.

asexual

/ˌeɪˈsek.ʃu.əl/

(adjective) aseksüel, eşeysiz

Örnek:

Some people identify as asexual, meaning they don't experience sexual attraction.
Bazı insanlar kendilerini aseksüel olarak tanımlar, bu da cinsel çekim yaşamadıkları anlamına gelir.

bisexual

/baɪˈsek.ʃu.əl/

(adjective) biseksüel;

(noun) biseksüel

Örnek:

She identifies as bisexual and has dated both men and women.
Kendini biseksüel olarak tanımlıyor ve hem erkeklerle hem de kadınlarla çıktı.

gender-neutral

/ˈdʒen.dərˌnuː.trəl/

(adjective) cinsiyet ayrımı gözetmeyen, cinsiyetsiz

Örnek:

The company adopted a gender-neutral dress code.
Şirket cinsiyet ayrımı gözetmeyen bir kıyafet yönetmeliği benimsedi.

closeted

/ˈklɑː.zət.ɪd/

(adjective) açılmamış, gizli

Örnek:

He was a closeted actor for many years before coming out to the public.
Açılmadan önce uzun yıllar boyunca kimliğini gizleyen bir aktördü.

come out

/kʌm aʊt/

(phrasal verb) ortaya çıkmak, meydana çıkmak, çıkmak

Örnek:

The truth will come out eventually.
Gerçek sonunda ortaya çıkacak.

feminine

/ˈfem.ə.nɪn/

(adjective) kadınsı, dişil, kadın

Örnek:

She has a very gentle and feminine voice.
Çok nazik ve kadınsı bir sesi var.

masculine

/ˈmæs.kjə.lɪn/

(adjective) erkeksi, maskülen, eril

Örnek:

He has a very masculine voice.
Çok erkeksi bir sesi var.

heterosexual

/ˌhet̬.ə.roʊˈsek.ʃu.əl/

(adjective) heteroseksüel;

(noun) heteroseksüel

Örnek:

She identifies as heterosexual.
Kendini heteroseksüel olarak tanımlıyor.

homosexual

/ˌhoʊ.moʊˈsek.ʃu.əl/

(adjective) eşcinsel;

(noun) eşcinsel

Örnek:

He is openly homosexual and an advocate for LGBTQ+ rights.
O açıkça eşcinseldir ve LGBTQ+ hakları savunucusudur.

LGBTQ

/ˌel.dʒiː.biː.tiːˈkjuː/

(abbreviation) LGBTQ, lezbiyen, gey, biseksüel, transseksüel ve kuir/sorgulayan

Örnek:

The city hosted a large LGBTQ pride parade.
Şehir büyük bir LGBTQ onur yürüyüşüne ev sahipliği yaptı.

misgender

/mɪsˈdʒen.dɚ/

(verb) yanlış cinsiyetle hitap etmek

Örnek:

It is hurtful to misgender someone after they have told you their pronouns.
Birine zamirlerini söyledikten sonra yanlış cinsiyetle hitap etmek kırıcıdır.
Bu kelime setini Lingoland'da öğren