Avatar of Vocabulary Set Deneyin ve Önleyin

Genel IELTS Kelime Bilgisi (Band 6-7) İçinde Deneyin ve Önleyin Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste

'Genel IELTS Kelime Bilgisi (Band 6-7)' içinde 'Deneyin ve Önleyin' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...

Bu kelime setini Lingoland'da öğren

Şimdi Öğren

endeavor

/enˈdev.ɚ/

(noun) çaba, gayret, girişim;

(verb) çabalamak, gayret etmek, uğraşmak

Örnek:

His endeavor to climb Mount Everest was unsuccessful.
Everest Dağı'na tırmanma çabası başarısız oldu.

strive

/straɪv/

(verb) çabalamak, uğraşmak, mücadele etmek

Örnek:

We must strive to achieve excellence in all our endeavors.
Tüm çabalarımızda mükemmelliğe ulaşmak için çabalamalıyız.

labor

/ˈleɪ.bɚ/

(noun) emek, işçilik, doğum;

(verb) uğraşmak, çabalamak

Örnek:

The construction project required a lot of manual labor.
İnşaat projesi çok fazla el emeği gerektiriyordu.

make an effort

/meɪk ən ˈɛfərt/

(idiom) çaba göstermek, uğraşmak

Örnek:

You need to make an effort if you want to pass the exam.
Sınavı geçmek istiyorsan çaba göstermelisin.

elude

/iˈluːd/

(verb) kaçmak, atlatmak, sıyrılmak

Örnek:

The suspect managed to elude the police for several days.
Şüpheli, birkaç gün boyunca polisten kaçmayı başardı.

evade

/ɪˈveɪd/

(verb) kaçmak, atlatmak, savuşturmak

Örnek:

He managed to evade capture for weeks.
Haftalarca yakalanmaktan kaçmayı başardı.

break out

/breɪk aʊt/

(phrasal verb) kaçmak, firar etmek, patlak vermek

Örnek:

Three prisoners broke out of the maximum-security prison last night.
Üç mahkum dün gece yüksek güvenlikli hapishaneden kaçtı.

refrain

/rɪˈfreɪn/

(verb) kaçınmak, sakınmak;

(noun) nakarat, tekrarlanan dize

Örnek:

Please refrain from smoking in this area.
Lütfen bu alanda sigara içmekten kaçının.

dodge

/dɑːdʒ/

(verb) kaçmak, atlatmak;

(noun) kaçış, sıyrılma

Örnek:

He had to dodge a car that swerved into his lane.
Şeridine giren bir arabadan kaçmak zorunda kaldı.

slip away

/slɪp əˈweɪ/

(phrasal verb) sıyrılmak, kaybolmak, akıp gitmek

Örnek:

He tried to slip away from the party unnoticed.
Partiden fark edilmeden sıyrılmaya çalıştı.

neutralize

/ˈnuː.trə.laɪz/

(verb) etkisiz hale getirmek, nötralize etmek

Örnek:

The team worked to neutralize the opponent's strong defense.
Takım, rakibin güçlü savunmasını etkisiz hale getirmek için çalıştı.

bar

/bɑːr/

(noun) çubuk, parmaklık, bar;

(verb) engellemek, yasaklamak, men etmek

Örnek:

He lifted the heavy iron bar.
Ağır demir çubuğu kaldırdı.

avert

/əˈvɝːt/

(verb) kaçırmak, çevirmek, önlemek

Örnek:

She averted her gaze from the disturbing scene.
Rahatsız edici sahneden bakışlarını kaçırdı.

thwart

/θwɔːrt/

(verb) boşa çıkarmak, engellemek;

(noun) oturak tahtası, gergi tahtası

Örnek:

The police managed to thwart the attempted robbery.
Polis, soygun girişimini boşa çıkarmayı başardı.

obstruct

/əbˈstrʌkt/

(verb) engellemek, tıkamak, sekte vurmak

Örnek:

A fallen tree is obstructing the road.
Devrilen bir ağaç yolu tıkıyor.

inhibit

/ɪnˈhɪb.ɪt/

(verb) engellemek, kösteklemek, durdurmak

Örnek:

Fear can inhibit people from expressing their true feelings.
Korku, insanların gerçek duygularını ifade etmelerini engelleyebilir.

preclude

/prəˈkluːd/

(verb) engellemek, önlemek

Örnek:

The bad weather precluded us from going on the picnic.
Kötü hava, pikniğe gitmemizi engelledi.

go against

/ɡoʊ əˈɡenst/

(phrasal verb) karşı gelmek, ters düşmek

Örnek:

It's hard to go against the wishes of your parents.
Ailenizin isteklerine karşı gelmek zordur.

nullify

/ˈnʌl.ə.faɪ/

(verb) geçersiz kılmak, feshetmek, iptal etmek

Örnek:

The contract was nullified due to a technicality.
Sözleşme teknik bir nedenden dolayı feshedildi.
Bu kelime setini Lingoland'da öğren