Avatar of Vocabulary Set Saygı ve Kabul

Genel IELTS Kelime Bilgisi (Band 5) İçinde Saygı ve Kabul Kelime Seti: Tam ve Ayrıntılı Liste

'Genel IELTS Kelime Bilgisi (Band 5)' içinde 'Saygı ve Kabul' kelime seti uluslararası standart ders kitaplarından özenle seçilmiş olup kısa sürede kelime dağarcığını mastering yapmanıza yardımcı olur. Tam tanımlamalar, örnek cümleler ve standart telaffuz...

Bu kelime setini Lingoland'da öğren

Şimdi Öğren

praise

/preɪz/

(verb) övmek, methetmek;

(noun) övgü, takdir

Örnek:

The teacher praised the students for their hard work.
Öğretmen öğrencileri sıkı çalışmaları için övdu.

admire

/ədˈmaɪr/

(verb) hayran olmak, takdir etmek, hayranlıkla bakmak

Örnek:

I truly admire her dedication to her work.
İşine olan bağlılığına gerçekten hayranım.

cheer

/tʃɪr/

(noun) tezahürat, alkış;

(verb) tezahürat yapmak, alkışlamak, neşelendirmek

Örnek:

The crowd gave a loud cheer when the team scored.
Takım gol attığında kalabalık yüksek sesle tezahürat yaptı.

congratulate

/kənˈɡrætʃ.ə.leɪt/

(verb) tebrik etmek

Örnek:

I want to congratulate you on your promotion.
Terfiniz için sizi tebrik etmek istiyorum.

thank

/θæŋk/

(verb) teşekkür etmek;

(noun) teşekkür, şükran;

(exclamation) teşekkürler

Örnek:

I want to thank you for your help.
Yardımınız için size teşekkür etmek istiyorum.

appreciate

/əˈpriː.ʃi.eɪt/

(verb) takdir etmek, değerini bilmek, anlamak

Örnek:

I really appreciate your help.
Yardımınızı gerçekten takdir ediyorum.

adore

/əˈdɔːr/

(verb) tapmak, çok sevmek, bayılmak

Örnek:

She truly adores her grandchildren.
Torunlarını gerçekten çok seviyor.

respect

/rɪˈspekt/

(noun) saygı, hürmet, göz önünde bulundurma;

(verb) saygı duymak, hürmet etmek

Örnek:

She has great respect for her mentor.
Mentoruna büyük saygı duyuyor.

honor

/ˈɑː.nɚ/

(noun) onur, saygı, dürüstlük;

(verb) onurlandırmak, saygı duymak

Örnek:

He served his country with honor.
Ülkesine onurla hizmet etti.

worship

/ˈwɝː.ʃɪp/

(noun) ibadet, tapınma, hayranlık;

(verb) tapmak, ibadet etmek, hayran olmak

Örnek:

The congregation gathered for Sunday worship.
Cemaat Pazar ibadeti için toplandı.

celebrate

/ˈsel.ə.breɪt/

(verb) kutlamak, övmek

Örnek:

We're going to celebrate her birthday with a big party.
Doğum gününü büyük bir partiyle kutlayacağız.

clap

/klæp/

(verb) alkışlamak, el çırpmak, şak diye kapatmak;

(noun) gök gürültüsü, patlama, alkış

Örnek:

The audience began to clap loudly after the performance.
Seyirci gösteriden sonra yüksek sesle alkışlamaya başladı.

prize

/praɪz/

(noun) ödül, mükafat, değerli şey;

(verb) değer vermek, kıymetini bilmek

Örnek:

She won the first prize in the art competition.
Sanat yarışmasında birincilik ödülünü kazandı.
Bu kelime setini Lingoland'da öğren